Türkiye Dışişleri Bakanı’nın uçağının Hollanda’ya iniş izni verilmemesi ve bir bakanın elçilik binasına sokulmaması ve Türk elçiliğine yapılan engellemeler, siyasi boyutu bir yana en başta diplomatik boyutu dolayısıyla büyük bir skandal olarak değerlendirilmelidir. Öncelikle bu durum, AKP’nin ülkemizi düşürdüğü ibretlik vesikanın ta kendisi olarak görülmelidir. Mesele tek başına Türkiye’den giden siyasetçilerin Hollanda’da miting yapıp yapmaması değil, Türkiye Cumhuriyeti’ni temsil eden Dışişleri makamının bu noktaya düşürülmesidir. AKP adlı partinin bakan düzeyindeki üyelerinin Avrupa’da yapacakları referandum çalışması için ülkemizi diplomatik krize sokması tam bir rezalettir.

Hollanda’nın sömürgeci geçmişini de, bugün emperyalist Avrupa Birliği’nin bir parçası olduğunu da biliyoruz. Aşırı sağcıların, Hollanda’da yaşayan Türkiye emekçilerine yönelik faşizan açıklamaları da biz komünistler için şaşırtıcı değil. Bu tablonun oluşmasında AKP iktidarının sağcı politikaları olduğu kadar emperyalist Avrupa Birliği’nin bir parçası olan Hollanda egemen güçlerinin de payı olduğu açıktır.

Ancak bundan daha şaşırtıcı olan Dışişleri Bakanı AKP’li Çavuşoğlu’nun sözleridir: “Bu karar, aşırı sağcı Geert Wilders’i sevindirdi. Başbakanın ve hükümetin Wilders’tan bir farkı yoktur.” sözleri büyük bir pişkinliktir. Çünkü Hollanda’da aşırı sağ ne ise Türkiye’de AKP odur. AKP, sağcı, gerici, faşizan, baskıcı bir parti olarak Hollanda sağından farksızdır. Hollanda ve Almanya’da görülen sağcılık, 1993 yılında Sivas’ta yakanların avukatlığını üstlenenlerle aynı tarihsel çizgiye sahiptir. AKP’nin, kendisi gibi sağcı olan partileri faşizmle suçlaması tam bir ikiyüzlülüktür.

Bununla birlikte ortaya çıkan bu tablonun gerici ve baskıcı AKP iktidarının ekmeğine yağ sürdüğü açıktır. İsrail’e  karşı “one minute” şovuyla hamasi siyasetinin yeni bir örneğini sergilemek isteyen AKP, kutuplaştırma siyasetini bu sefer Avrupa’daki bazı ülkelerle gerilim yaratarak oluşturmaktadır.

Emekçilerimiz bu gerçekliği görmelidir. Emperyalist Avrupa Birliği’nin sağcı politikalarına ve karşısında yer almış gibi gözüken başka bir sağcı parti olan AKP’nin bu ikiyüzlü duruşuna kanılmamalıdır. Emperyalistler eliyle ülkemizin onurunu ayaklar altına alan AKP’ye dersini vermek için referandumda hayır oylarının büyütülmesi bir kere daha önem kazanmıştır.

 

TÜRKİYE KOMÜNİST HAREKETİ

12 Mart 2017