Ortadoğu’da emperyalist saldırganlık, savaş ve işgal politikası bugün gelinen nokta itibariyle daha ileri bir boyuta taşınmak istenmektedir. Katar krizi olarak kamuoyunda yer eden gündemin en önemli nedenlerinden bir tanesi İran’a yönelik emperyalist saldırganlık politikasının yeni bir evreye taşınması olarak değerlendirilmelidir.

Katar krizi ile eş zamanlı bir biçimde İran’ın başkentinde Meclis binasına yapılan silahlı ve bombalı saldırı ve aynı dakikalarda Humeyni’nin mezarının bombalanması eylemleri İran’ın kalbine yapılmış büyük bir provokasyondur. IŞİD tarafından üstlenilmesine rağmen, İran tarafından yapılan resmi açıklamalar, bölgesel savaşın fitilinin yakılmasının an meselesi olduğunu göstermesi açısından büyük önem taşımaktadır.

ABD emperyalizmi, Körfez ülkelerinin katılımıyla gerçekleştirdiği Riyad Zirvesi’nden sonra düğmeye basmış, İran’a yönelik saldırgan bir sürecin önünün açılması hedeflenmiştir. İran’a yönelik gerçekleştirilen bombalı saldırıların başka bir açıdan İran’ın kışkırtılması amacıyla düzenlendiği görülmektedir.

Bu tablo, bölgesel bir savaşın fitilini ateşleyecek boyuta gelindiğini göstermektedir. Bu tehlikeli gidişatın tek sorumlusu emperyalizmdir.

Ülkemiz bu savaş tablosunun ve oyununun dışında kalmalıdır. İran’a yönelik emperyalist saldırının bir parçası haline gelinmesi en başta ABD emperyalizminin çıkarlarına ortak olmak kadar sonrasında ülkemizi de etkileyecek bir bölgesel savaşın içine ülkemizin çekilmesi anlamına gelecektir.

Böylesi bir savaş hazırlığının parçası olarak görülmesi gereken Türkiye’nin Katar’a asker göndermesi kararı uygulanmamalıdır, bu karar geri çekilmelidir.

İran’a yönelik emperyalist saldırganlık politikasının karşısında durulmalıdır.

 

TÜRKİYE KOMÜNİST HAREKETİ

8 Haziran 2017