Basın Açıklamaları

ABD Kürtlerin dostu, Türkiye’nin müttefiki değildir!

Ortadoğu’da yaşanan yıkım ve savaşın baş müsebbibi ABD emperyalizmidir. ABD emperyalizminin, radikal ya da ılımlı olsun siyasal İslamcılar eliyle Ortadoğu’da hayata geçirmeye çalıştığı planın özünde emperyalist çıkarlarını ve İsrail’in güvenliği korumak bulunmaktadır. İran hedef tahtasına oturtulmuş, Ortadoğu halkları etnik ve mezhepsel temelde bizzat emperyalizm tarafından bölünerek karşı karşıya getirilmiş, gerici Körfez Arap rejimleri eliyle kanlı senaryolar uygulanmaya konmuştur. Dün Sünni-Şii ayrımı üzerinden bölgede ayrılıkları körüklemek isteyen ABD, bugün Arap-Fars ve Türk-Kürt “düşmanlığı” yaratarak bölgede yeni tuzaklar kurmaktadır.

ABD emperyalizminin bu planlarına AKP iktidarı ortak olmuş, Suriye’de yaşanan terör ve yıkım politikasının başından beri parçası haline gelerek büyük bir yanlış yapmıştır. AKP iktidarının özünde Amerikan emperyalizminin çıkarlarına hizmet eden siyasal İslamcı güçlerin hamiliğine soyunmasının ülkemize bedelleri her gün daha fazla ortaya çıkmaktadır. Yanlış Ortadoğu politikasından bir an önce dönülmeli, cihatçı çetelerin hamiliğinin üstlenilmesinden vazgeçilmelidir.

AKP iktidarının ABD emperyalizminin peşinden gitmesi gibi Suriye’nin kuzeyinde bulunan Kürt siyasi güçlerinin de ABD emperyalizmiyle siyasi ve askeri işbirliğine gitmesi asla mazur görülemeyecek büyük bir yanlış ve işbirlikçilik olarak görülmelidir. Bugün ABD emperyalizminin şemsiyesi altında Kürt emekçilerinin değil ancak ve ancak ABD emperyalizminin çıkarları korunabilir. Kürt siyasi hareketi, ABD emperyalizmi ile bütün bağlarını sonlandırmalı, emperyalizm ile değil Arap ve Türk halkları ile ortak bir geleceğin yollarını aramalıdır. Kürt emekçileri, emperyalizmin “vaatlerine” kanmamalıdır.

ABD emperyalizminin bugün Suriye’nin kuzeyinden askeri varlığını çekeceğini açıklaması Ortadoğu’dan çekileceği anlamına gelmemektedir. Başta Irak, Katar ve Türkiye olmak üzere bir dizi ülkede sahip olduğu askeri üsler varlığını sürdürürken ABD emperyalizminin yeni planlar içinde olduğu herkes tarafından görülmelidir.

ABD başkanı Trump’ın “Kürtleri korumak adına” Türkiye’ye yönelik “ekonomik tehdit” savurması ABD emperyalizminin Türkiye’nin müttefiki olmadığını gösterdiği gibi, “Kürt kartını” kullanarak kendi emperyal çıkarlarını hayata geçirmeye çalışması da Kürtlerin dostu olmadığını açıkça göstermektedir. ABD emperyalizmi, bir kez daha Kürtler ve Türkler arasında düşmanlığı körükleyerek yeni bir savaşın kapısını açmaktadır. Türkiye bu tuzaktan uzak durmalıdır.

Yapılmak istenen bellidir: Suriye’nin parçalanması, Türkiye’nin ve Kürt siyasetinin ABD emperyalizminin çıkarlarının yanında yer alacak yeni bir planın devreye sokulması istenmektedir. ABD emperyalizmi Suriye’yi bölerek emperyalizmin güdümünde yeni yönetimler oluşturup yerleşme hedefini Suriye’nin kuzeyinde yaşama geçirmek hedefindedir; Kürt siyaseti bu politikanın aracı olurken, AKP iktidarı başından beri bu politikanın ortağı olarak işlev görmüştür. Daha dün Suriye’nin kuzeyinde güvenli bölge tezinin bizzat AKP iktidarı tarafından gündeme getirildiği hatırlanırsa bugün bu tezin bizzat ABD tarafından dillendirilmesi ve AKP ile görüşülmesi kimseye şaşırtıcı gelmemelidir. AKP’nin Fırat’ın batısında cihatçı çetelere hamiliği üzerinden kurduğu modelin Fırat’ın doğusunda ortaya çıkmasıyla yaşadığı sıkışma Amerikancı dış politikasının yanlışlığından başka bir şey değildir. Ancak AKP iktidarının ABD’ye önerisi ile ABD’nin son kertede AKP’ye önerisi arasında temelde bir fark bulunmamaktadır.
Trump’ın Türkiye’ye dönük tehditlerine yönelik AKP tarafından verilen tepki ise içi boş hamasi bir söylemden başka bir şey değildir. ABD’nin ülkemiz topraklarındaki askeri üsleri varlığını korurken, bu üsler termonükleer bombalarla güçlendirilirken, ABD’nin çıkarları için Ortadoğu’da siyasal İslamcıların hamiliğine soyunulmuşken, başından beri Amerikancı bir dış politikayı sürdürürken AKP iktidarının verdiği tepki ikiyüzlüdür.

Yapılacaklar bellidir: Türkiye Astana sürecinde altına imza attığı Suriye’nin toprak bütünlüğü ilkesine bağlı kalmalı, Suriye’yi parçalayacak tüm unsurlar ile ilişkisini kesmeli, meşru Suriye devleti ile görüşmelidir.

Türk ve Kürt emekçileri bu ikileme ve ikiyüzlülüklere boyun eğmemelidir. Bölgedeki tüm ilericiler işbirlikçi sermaye iktidarlarına, onların temsilcilerine, işbirlikçi siyasetlere karşı net bir duruş sergilemelidir. Eşit, özgür ve kardeşçe bir yaşamın yolunun buradan geçtiği asla ve asla unutulmamalıdır.

 

TÜRKİYE KOMÜNİST HAREKETİ

15 Ocak 2019

To Top