Basın Açıklamaları

Amerikancılığın ve İhvancı dış siyasette ısrarın bedelini ülkemiz ödemektedir.

1952 yılında Türk askeri ABD emperyalizminin çıkarları için Kore’ye gönderilmiş yüzlerce askerimiz yaşamını yitirmişti. Kore ile ülkemiz arasında hiçbir ilişki yokken, sırf emperyalizm için Mehmetçik savaşa sürülmüştü.

Kore Savaşı ülkemiz açısından bir ders olması gerekirken bugün neredeyse ABD emperyalizminin planları doğrultusunda ülkemiz yeni bir tuzağa çekilmekte, İdlib’de bir savaşın içine sokularak emperyalist planların hayat bulmasının yolu yapılmaktadır.

AKP ve MHP iktidarı büyük bir gaflet ve dalalet içindedir!

Emperyalizm, Soçi ve Astana Anlaşması’nı baltalamak, Suriye’de siyasi çözümün önünü kesmek, S-400 anlaşmasını iptal ettirmek, Suriye’de Fırat’ın doğusundaki emellerine ulaşmak, petrol bölgelerindeki hakimiyetini pekiştirmek, Suriye’nin parçalanmasını adım adım hayata geçirmek istemektedir. ABD emperyalizminin niyet ve hedefleri gizli saklı değildir: Türkiye’nin dışlandığı ve ABD ile bir dizi emperyalist devlet arasında yapılan “Küçük Grup” toplantısı ve ABD tarafından açıklanan “Sezar Planı” ABD emperyalizminin niyetlerini ve adımlarını açıkça göstermektedir.

Bugün AKP ve MHP, işte bu planların doğrudan ya da dolaylı destekçisi olarak İdlib’de işbirlikçi dış siyasette ısrar etmektedirler. ABD başta olmak üzere emperyalist güçlerin ve Siyonist İsrail yönetiminin niyet ve politikalarını okuyamayan AKP ve MHP ya gaflet ve dalalet ya da örtülü ve açık destek içindedir.

Türk askerinin, ölümü pahasına, İdlib’de cihatçılara kalkan edildiği İdlib politikası, Amerikancı, NATO’cu ve mezhepçi dış siyasetin sonuçlarından başka bir şey değildir.

İdlib’in “milli güvenliğimizle” zerre kadar ilişkisi bulunmamaktadır. Tersine İdlib’deki emperyalizm destekli cihatçı terör ülkemize en büyük tehdittir.

Ülkemizin “milli güvenliği” asıl, ABD emperyalizminin Suriye’ye yerleşmesiyle ve Suriye’nin bölünmesiyle tehdit altındadır.

İdlib’de 33 askerimizin yaşamını yitirmesi bütün Türkiye’yi yasa boğmuştur. Öncelikle yaşamını yitiren bütün askerlerimizin ailelerine ve halkımıza başsağlığı dileriz. Ülkemizi derinden sarsan bu olay sonrası ihtiyaç duyulan en önemli şey soğukkanlı ve sağduyulu yaklaşımdır.

AKP ve MHP’nin Amerikancı ve İhvancı dış siyasetteki ısrarının bedelini ülkemiz ve halkımız ödemektedir.

İdlib, bugün ABD emperyalizminin desteklediği ve Suriyeli olmayan bir dizi cihatçı terör örgütünün yuvalandığı bölge haline gelmiştir. Öncelikle yapılması gereken ülkemizin hemen yanı başında ortaya çıkan terör egemenliğinin bitirilmesi, savaşın değil barışın adımlarının acilen atılmasıdır.

Ülkemize derin acılar yaşatan ve savaşa sürükleyen Amerikancı ve NATO’cu siyaset derhal terkedilmelidir.

Astana anlaşmasına geri dönülmeli, altına imza atılan Suriye’nin toprak bütünlüğü, egemenliği ve siyasal birliğinin sağlanması yeniden teyid edilerek, barışın ve çözümün yolu açılmalıdır.

Cihatçı çetelerin desteklenmesine son verilerek, İdlib bölgesinin silahsızlandırılması sağlanmalı, ülkemiz Suriye Devleti de dahil olmak üzere Astana Anlaşmasının bütün muhataplarıyla masaya oturmalı, Türk askeri İdlib’den geri çekilmelidir!

 

To Top