Basın Açıklamaları

Emekçilerin baharı kendi ellerindedir!

31 Mart yerel seçimleri, bir yanıyla 17 yıllık AKP iktidarına karşı ortaya çıkan toplumsal tepkinin oylamasına dönüşmüş diğer yanıyla da düzen siyasetinde kartların yeniden karıldığı bir seçim olmuştur.

Öncelikle, 31 Mart yerel seçimleri ülkemizin ilerici birikiminin AKP’nin mutlak görünen gücüne karşı boyun eğmediğini göstermiştir. AKP’nin, başta İstanbul ve Ankara olmak üzere, birçok ilde büyükşehir belediye başkanlığını kaybetmesi, düzen muhalefetinden bağımsız olarak, son derece önemlidir. Ülkemizin ilerici birikiminin bu gerici dönüşümü durduracak güce sahip olduğu bir kez daha görülmüş, Dersim’deki seçimi komünistlerin kazanmasıysa bu karanlık rejimden kurtuluş için büyük bir umut olmuştur.

Bu durum ülke halkının gerçek kurtuluşu için verilen mücadelenin önemli bir verisi olarak ele alınmalı, ancak bir şeylerin sona erdiği şeklinde asla düşünülmemelidir. Çünkü, 31 Mart yerel seçimlerinin ülkemiz ve emekçiler açısından gerçek bir kurtuluş ya da düzen siyasetinde köklü bir değişiklik anlamına gelmeyeceği açıktır. CHP’nin birçok belediyeyi almış olmasının emekçiler ve ülkemiz açısından büyük bir değişimin habercisi olarak sunulması umut tacirliğinden başka bir anlama gelmemektedir. Emekçi halkımız, ülkemizin yapısal sorunlarının 31 Mart yerel seçimlerinde ortaya çıkan sonuçla ve başka bir düzen partisi eliyle değişeceğini beklemekten uzak durmalıdır. Yaşanan ekonomik kriz, dış politikadaki tıkanma ve toplumdaki yoksullaşma ülkenin yapısal sorunları olarak ortadadır ve 31 Mart yerel seçimlerinde ortaya çıkan sonucun bu sorunları çözemeyeceği bilinmelidir.

Yerel seçim sonuçlarını, fazlasıyla sağa yatmış düzen siyasetinin belli açılardan dengelenmesi olarak okumak mümkündür. Bu durumun “toplumsal uzlaşma” adıyla sermaye sınıfı ve emperyalizm lehine atılacak adımların kılıfı haline getirilmesi, ülke halkının çıkarlarının bu “uzlaşma”ya feda edilmesi beklenmesi gereken en yüksek olasılıktır. AKP karşıtı düzen muhalefetinin en büyük söyleminin uyum ve uzlaşma olması da bunun bir göstergesidir.

31 Mart seçimlerinin AKP eliyle kurulan gerici rejimi rayından çıkartmayacağı gibi, düzen muhalefetinin kazandığı yerel yönetimler eliyle, bu rejimin daha da yerleşmesine katkı yapacağı bilinmelidir. Seçimin sonuçlarını “AKP’nin geriletilmesi” şeklinde bir yaklaşımla ele almak yüzeysel bir değerlendirmedir. Bugün AKP-MHP ittifakının aldığı oy, kazandıkları belediyeler, sahip oldukları siyasi erk, yasama gücü ve devlet bürokrasisinde yaşanan dönüşüm düşünüldüğünde ortaya çıkan “geriletme” düzen siyasetinin tıkanma noktalarının açılması olarak da görülmelidir. Bunun en büyük nedeni AKP’nin karşısında yer alan düzen muhalefetinin AKP’den temelde farklı bir programa sahip olmamasıdır. AKP’nin yerel yönetimlerde 25, merkezi hükümette 17 yıllık iktidarının yaratmış olduğu tahribat 31 Mart yerel seçimlerinde AKP’nin bir dizi büyükşehir belediye başkanlığını kaybetmesini getirmiştir; ama bu AKP’nin hâlâ düzenin en önemli gücü olduğu gerçeğini değiştirmemiştir.

AKP’nin gücünü koruduğu, MHP’nin oylarını ve gücünü artırarak çıktığı 31 Mart seçimlerinde CHP, İyi Parti ve HDP muhalefetinin kısmi başarıları düzen siyasetinde yeni bir denge arayışı olarak okunmalıdır. Seçimler hem AKP iktidarının yıprandığını hem MHP ve İyi Parti başta olmak üzere sağ siyasal güçlerin kendilerini konsolide ettiğini hem de CHP’nin daha merkez sağ bir parti haline geldiğini göstermiştir. Bu tablodan emekçi sınıflar lehine köklü bir dönüşüm beklenemez.

Siyasal İslamcı bir hareket olarak AKP’nin Türkiye’de 17 yıllık iktidarının sınırları 31 Mart seçimleriyle bir kez daha görülmüştür. Emekçi ve cumhuriyetçi halkın 2013 yılında Gezi Direnişi ile çektiği sınır 31 Mart seçimleriyle bir kez daha ortaya çıkmıştır. AKP’nin ülkemize biçmeye çalıştığı gericilik elbisesi sağından solundan patlamış, 31 Mart seçimleri AKP’nin sınırlarını bir kez daha göstermiştir.

Bununla birlikte benzer bir sınır bizzat yeni rejim tarafından, başta CHP ve HDP olmak üzere, düzen muhalefetine de çizilmiş bulunmaktadır. İstanbul ve Ankara büyükşehir belediye yönetimlerinin CHP’nin eline geçmesi, AKP’nin tepetaklak gidişinin değil AKP eliyle çizilen rejimin sınırları içinde düzen siyasetinin bütün bileşenleriyle yaşamasının kapısını aralamıştır. 31 Mart seçim sonuçları, AKP’ye sınır çizdiği gibi düzen muhalefetine de kısmi başarısıyla başka bir sınır anlamına gelecektir. Buradan gericilik, sermaye ve emperyalizm karşıtlığı ve emekçi sınıflar lehine büyük ve köklü çözümler beklemek büyük bir hayaldir.

Bugün 31 Mart seçimlerinde ortaya çıkan tablodan bir beklenti içine girmek ve eşitlik, özgürlük, adalet ve bağımsızlık taleplerinden geri çekilmek emekçilerin, cumhuriyetçilerin ve yurtseverlerin yapacağı en büyük yanlıştır. 31 Mart seçimlerinden sonra emekçiler, cumhuriyetçiler ve yurtseverler taleplerini daha yüksek sesle dile getirmek ve örgütlü bir mücadeleye dönüştürmek durumundadır.

31 Mart yerel seçimleri sol ve sosyalist güçler açısından değerlendirildiğinde ülkemiz topraklarında güçlü bir sol siyaset boşluğu olduğu bir kez daha görülecektir. Emekçi sınıfların tercihlerini düzenin farklı partileri arasında yapmak zorunda kalması değiştirmek zorunda olduğumuz bir tablodur. Bu seçimler, tabloyu değiştirmek için önemli örnekleri de açığa çıkarmıştır. Özellikle Dersim’de Partimiz TKH’nin de içinde bulunduğu ittifakın adayı olarak Fatih Maçoğlu’nun seçimleri kazanması umut verici bir durum olarak görülmelidir. Sosyalizmin ülkemizde güçlenmesinin ve bir siyasal alternatif haline gelmesinin vesilesi olabilecek bu başarı, ülke komünistlerinin önündeki görevlere de işaret etmektedir. Partimiz Türkiye Komünist Hareketi, 31 Mart yerel seçimlerine İstanbul, İzmir, Gaziantep ve Sakarya illerinde bağımsız adaylarla katılmış, bu dört ilde “seçim pusulalarındaki bağımsız aday dezavantajına” rağmen 4 binin üzerinde oy almıştır. Bu oylar doğrudan sosyalizme ve Partimize atılan bilinçli ve örgütlü oylardır.

Türkiye Komünist Hareketi olarak, Partimizin gösterdiği bağımsız adaylara ve Dersim’de komünistlere oy atan bütün yurttaşlarımıza teşekkür ederken bu oyların büyüyerek örgütlü bir güce dönüşeceğini, sosyalist siyaseti daha ileriye taşıyacağını ilan ederiz.

Emekçi halkın kendi kaderini eline almadan kurtuluşun mümkün olmayacağını biliyoruz. Partimiz Türkiye Komünist Hareketi, emekçi halkımızın örgütlü siyasi gücü olarak 31 Mart seçimlerinden sonra daha da güçlenerek yoluna devam etmektedir.

Türkiye Komünist Hareketi
Merkez Komitesi

To Top