Basın Açıklamaları

Emperyalizmin yerleşmesine ve Suriye’nin bölünmesine hayır!

Dünya emperyalist sisteminin egemen gücü olan ABD emperyalizminin Ortadoğu’da uygulamaya çalıştığı yıkım, parçalama ve yerleşme siyasetinin sonuçları adım adım ortaya çıkmaktadır.

Özellikle Suriye üzerinde cihatçı çetelerin devreye sokularak Suriye’nin teslim alınması, Suriye halkının meşru direnişi tarafından başarısızlığa uğratılmış, ancak emperyalizmin Suriye’ye müdahalesi için zemin oluşturma, yerleşme ve müdahalenin gerekçesi yapılmıştır. Ortada emperyalizmin büyük bir oyunu bulunmaktadır. IŞİD başta olmak üzere bir dizi cihatçı çetenin emperyalistler tarafından yönlendirildiği ve desteklendiği yaşadığımız sürecin somut gerçekliği olarak karşımıza çıkmıştır.

  1. Bugün “cihatçı radikal İslamcıların aşırılıklarıyla” mücadele bahanesiyle ABD emperyalizminin Suriye’de yerleşmesinin adım adım hayata geçirildiği bir gerçeklik karşımızdadır. Suriye’nin kuzeyinde ABD emperyalizmi tarafından “sınırları koruyacağı” iddiasıyla PYD güçleri üzerinden yeni ordu kurma girişimi her şeyden önce bir emperyalist projedir. Kurulması planlanan askeri gücün amacının “sınırların korunması” olarak ifade edilmesi Suriye’nin bölünmesi hedefi ile emperyalizmin kendi üslerini koruma altına alması olduğunun açık ikrarıdır.
  2. Meseleyi tek başına Suriye’nin kuzeyinde yaşayan yerel halkların – özelde Kürt halkının – “öz yönetimi” olarak ele almak durumu hafife alarak gerçeklerin üzerini örtmektir. Sınırları korumak olarak lanse edilen yeni durum, emperyalist çıkarlar doğrultusunda Suriye’nin bölünmesinin kapısını aralamaktan başka bir anlama gelmemektedir. “Öz yönetim” biçiminde sunulan bu durum aslında ABD emperyalizminin güdümünde bir yönetimin kurulması ve Suriye’nin emperyalizm tarafından parçalanması olarak değerlendirilmelidir.
  3. Bugün ABD emperyalizmi tarafından Suriye’nin kuzeyinde, Kürt siyasi güçleri başta olmak üzere, yerel güçler kılıfıyla silahlı bir ordu kurulması, ABD emperyalizminin çıkarlarını, niyetini ve hedeflerini bir kez daha açık olarak göstermiştir. IŞİD’in yenilmesine rağmen meselenin, radikal İslamcılara, cihatçılara karşı mücadele olmadığı, tersine, Suriye’nin enerji kaynaklarına el koyma ve enerji boru hatları üzerinde hegemonya kurma hevesi olduğu görülmüştür. Suriye’deki meşru iktidarı cihatçı çeteler aracılığı ile yıkmaya çalışan emperyalizm bunda tam anlamıyla başarılı olamayınca strateji değiştirmiştir. IŞİD’e karşı mücadele adı altında Kürt siyasi hareketini kendisine bağlayan ve silahlandıran ABD emperyalizmi Suriye’nin üçte birlik bölümüne yerleşerek ondan (10) fazla üs açmıştır.
  4. Suriye’nin kuzeyinde Kürt siyasi hareketinin ABD emperyalizmi ile doğrudan işbirliği içinde olduğu kanıtlanmıştır. Kürt siyasi hareketinin işbirlikçi politikasının, Ortadoğu’nun kadim halkları olan, Kürtler başta olmak üzere Türk, Arap ve Fars halklarının kurtuluş mücadelesi ile bağdaşır bir tarafı yoktur. Emperyalizmin gölgesinde ne bağımsızlık ne de ulusal kurtuluş mümkündür. Kürt siyasi hareketinin bugün emperyalizmle yaptığı işbirliğinin, Ortadoğu halklarının devrimci mücadelesiyle bağı kurulamaz.
  5. Bugün Ortadoğu’da gelinen durumun en büyük sorumlularından birisi de emperyalizm tarafından iktidara getirilen ve ‘Büyük Ortadoğu Projesi kapsamındaki işbirliğinin gereklerini yerine getiren AKP iktidarıdır.  AKP, emperyalist planların taşeronudur ve bu sorumluluğun bir parçasıdır. Cihatçı çeteler üzerinden yeni-Osmanlı hayalleri kuranlar, emperyalizmin Kürt kartı üzerinden bölgeye yerleşmesinin önünü açmışlardır. Erdoğan, bugün 2. Vahdettin’den daha öte değildir. Bütün bu durumun temel nedeni AKP iktidarının emperyalizmin taşeronluğunu konusundaki büyük hevesi ve işbirlikçiliğidir.
  6. Son gelişmeler ışığında, AKP iktidarı tarafından gündeme getirilen Afrin’e dönük askeri müdahale söyleminin arka planının iyi görülmesi gerekmektedir. Suriye’deki son duruma bakıldığında görünen, ABD ile Rusya arasında ortaya çıkan dengenin sonucu olarak Fırat nehrinin doğusunun ABD’nin egemenlik alanı olarak tanımlandığıdır. AKP iktidarının Afrin ve Menbiç açıklamaları Fırat’ın doğusuna dair ortaya çıkan dengenin kabulünden başka bir anlama gelmemektedir. Geçtiğimiz haftalarda sahte çıkışları ile Doğu Kudüs’ü Filistin’in başkenti olarak ilan eden AKP, bu adımıyla Batı Kudüs’ün İsrail’e bırakılmasının yolunu yapmış ve Amerikan çıkarlarına hizmet etmişti. Aynı AKP iktidarı bugün yaptığı Afrin ve Menbiç açıklamalarıyla da Fırat’ın doğusunun Kürt yönetimi adı altında ABD’ye kalacağını beyan etmektedir. Emperyalist planların AKP iktidarı sayesinde adım adım hayata geçirildiği bir örnek daha yaşanmaktadır.
  7. AKP’nin milliyetçi hamaseti, bu kabullenişin beyanından başka bir şey değildir. Bugün başta Erdoğan olmak üzere AKP iktidarı tarafından yükseltilen milliyetçi söylem, Ortadoğu’da yaşanan gerçekliğin duvarlarına çarparak geri dönmektedir. Emekçi halkımız her türlü hamasi milliyetçi söylemin altında bugün ortaya çıkan durumu idrak etmelidir.
  8. Bütün bu gelişmelerin Ortadoğu’ya dönük emperyalist saldırganlık ile ilgisi olduğu açıktır. Bununla birlikte emperyalizm eliyle ortaya konan Kürt devletleşmesi ile bölge halkları arasında düşmanlığın körüklenmesi ve güncel olarak Suriye’de, ileri vadede Irak’ta bölünme dinamiklerinin tetiklenmesi önemli bir olasılık olarak ortadadır. Bugün Suriye’de ortaya çıkan tablonun Türk ve Kürt düşmanlığını büyütme tehlikesi barındırdığını ve gelecekte ülkemizin de bölünmesinin ateşini yakacak bir potansiyel taşıdığı bilinmelidir. Biz komünistler ülkemizin bölünmesinin karşısındayız. Böylesi bir durum, en başta yıllardır birlikte yaşayan Türk ve Kürt emekçilerinin kardeşliğine vurulacak büyük bir darbe olacaktır.

Suriye’nin parçalanması, Suriye’nin egemenliğine dönük hiçbir müdahale kabul edilemez. Emperyalizmin Suriye’ye yerleşmesi açıkça reddedilmelidir.

Ortadoğu’da bugünkü şartlarda sınırların değişimi, emperyalizmin çıkarlarına hizmet eder, karşı durulmalıdır. Sonuç halklar arası düşmanlık ve emperyalizmin bölgeye yerleşmesinden başka bir şey olmayacaktır. Türk, Arap, Fars ve Kürt hakları arasındaki düşmanlık bizzat emperyalizm tarafından etnik ve mezhepsel farklılıklar üzerinden körüklenmektedir.

Kürt halkının ulusal kurtuluş mücadelesinden öte bir anlam taşıyan bugünkü tablo, bölge halkları arasında düşmanlığı daha da körükleyecektir. Kürt halkının kurtuluşu emperyalizmle değil bizzat bölgenin ilerici ve emekçi halklarının mücadele ortaklığı ile sağlanacaktır. Emperyalizm tarafından yaratılan cihatçı barbarlığa karşı emperyalizme sarılmak çözüm değildir. Bunun için cihatçı barbarlığa ve emperyalizme karşı mücadele eden Suriye halkıyla mücadele ortaklığına bakılmalıdır.

Ortak düşmanın emperyalizm ve ABD olduğu bugün Türk, Arap ve Kürt emekçilerinin bilincine çıkarılmalı, mücadele bu eksende örgütlenmelidir.

AKP tarafından Menbiç ve Afrin’e yönelik savaşın, bölgede daha büyük bir yıkıma yol açacağı ise kesindir. AKP iktidarı ülkemizi savaşa sokmuştur, asıl üzerinde durulması gereken nokta budur. Böylesi bir savaş Kürt ve Türk emekçileri arasındaki düşmanlığı daha da körükleyecektir. Yapılması gereken silahların namlularının emperyalizme çevrilmesidir! Aksi takdirde AKP’nin savaş politikası doğrudan ABD emperyalizminin çıkarlarına yarayacaktır. ABD’nin istediği tam da budur: Kürt-Türk savaşı.

Türkiye, en kısa zamanda Suriye devleti ile görüşmeli, bütün cihatçı terör örgütleriyle ilişkisini derhal kesmeli, emperyalizmin bölgeden çıkarılmasını sağlayacak adımlar atmalı, Suriye’nin egemenliği için Suriye topraklarından çıkacağını taahhüt etmelidir.

Ülkemiz, NATO’dan çıkmalı, emperyalistlerle yapılan bütün açık-gizli anlaşmalar iptal edilmeli, Somali, Katar ve Afganistan’daki Türk askerleri ülkeye geri dönmelidir.

Bugün, bölgenin bütün denklemi düşünüldüğünde bizlerin söyleyecekleri bellidir: Emperyalizmin Ortadoğu’dan çıkması, Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması ve Kürt emekçilerinin haklarının tanınması.

Böylesi bir tablonun ortaya çıkabilmesinin bugünkü kapitalist-emperyalist sistemde ve gerici egemen güçlerle mümkün olamayacağı da açığa çıkmıştır.

Ortadoğu halklarının kurtuluşu emperyalizme karşı ortak bir mücadele cephesinden geçmektedir.

 

TÜRKİYE KOMÜNİST HAREKETİ

16 Ocak 2018

Yukarı