Basın Açıklamaları

Mezhepçi dış politikada başarısızlık, Türk askerini Libya savaşına göndermektedir. Libya’ya asker gönderilmesi çözüm değil yeni sorunlar doğurur!

Bugün Irak ve Suriye ile birlikte Afganistan ve Katar’da bulunan Türk askeri şimdi Libya’ya gönderilmek istenmektedir. AKP’nin 17 yıllık iktidarının yurtdışına asker gönderme kararı, dış politikada ve diplomatik alanda başarısız politikalarının sonucudur.

Daha önce İslam Ordusu adıyla gerici Körfez ülkeleriyle birlikte kurmaya çalıştığı askeri ittifakın sönümlenmesinin hesapsızlığı ortada durmaktadır. Bununla birlikte AKP’nin Katar’da askeri üs kurması da, Türkiye-Katar ortaklığından daha çok ABD emperyalizminin İran’a dönük saldırı planında Katar’ın korunması rolünü üstlenmiş olmasıyla ilgilidir.

Libya’ya asker gönderilmesi Akdeniz’deki karbon kaynaklarının paylaşımı konusunda Türkiye’nin dışlanmasına karşılık atılmış bir adım olarak gösterilmektedir. Başta Ortadoğu ve Kıbrıs olmak üzere AKP iktidarının baştan sona dış politikada sergilediği başarısızlık masaya yatırılmadan bugün Libya’ya asker gönderme kararını değerlendirmek mümkün değildir.

Akdeniz’deki karbon kaynaklarının paylaşımında emperyalist ülkelerin bir ahtapot gibi devreye girmesi ve Güney Kıbrıs’ın işbirlikçi hükümeti eliyle bunun yürütülmesi bir başka sorundur. Bununla birlikte İslamcı siyaset yürüten AKP’nin neredeyse bütün “İslam ülkeleriyle” kavgalı olması da ayrıca belirtilmesi gereken bir başka başarısız dış politika olgusu olarak mutlaka değerlendirilmek durumundadır. Bunun altında yatan temel olgu ise ülke çıkarı değil AKP’nin mezhepçi yaklaşımıdır.

AKP iktidarının Suriye başta olmak üzere Ortadoğu’da neredeyse Müslüman kardeşler üzerinden geliştirdiği mezhepçi dış politikadaki benzer bir sıkışma Libya’da da karşımıza çıkmıştır. Bugün Türkiye ve Libya’daki “Libya Birlik Hükümeti” arasında yapılan mutabakatın Akdeniz’deki oyunları bozduğu iddia edilse de ülkemizi içinden çıkamayacağı yeni tuzaklara çekmek anlamına gelecektir.

Her şeyden önce atılan bu adımın Libya’da süren iç savaşın bitmesine değil körüklenmesine neden olacağı herkes tarafından görülmelidir. Suriye’de ortaya çıkan yıkımın bir benzerinin bugün Libya’da devam etmesi ve bunun AKP eliyle sürdürülmesi Libya’yı ve Suriye’yi yıkıma uğratan emperyalist devletlerinin çıkarlarıyla paralellik arz edecektir. Ülkemiz, başka ülkelerin yıkım ve bölünmesine ortak olacak adımlardan uzak durmalıdır.

Bununla birlikte Libya’daki yerel iktidar kavgasının bir parçası olarak ulusal çıkarlarının savunulacağını düşünmek tıpkı Suriye’de ortaya çıkan başarısızlığın benzeri bir olasılığı kuvvetle barındırmaktadır. Suriye’deki cihatçı çetelerin bu sefer Türkiye eliyle Libya’ya taşınması ve benzer bir biçimde başka ülkelerin yine farklı cihatçı çeteleri Libya’ya taşıması Libya’nın yıkımından başka bir anlama gelmemektedir.

AKP iktidarı bir kez daha başarısızlığını hesapsız askeri adımlarla kapatmaya çalışmaktadır. AKP iktidarı, bugün savaş kabinesi gibi davranmakta, dış siyasetteki başarısızlığını Türk askerini savaşa göndererek çözmeye çalışmaktadır.

Türkiye, emperyalist devletlerin çıkarlarının ve işbirlikçi hükümetlerinin yaratmış olduğu şartlara ve cendereye mahkum değildir. Bugün AKP ve sermaye devleti tarafından propaganda edilen ve Akdeniz’deki çıkarlarımızı korumak adına girişilen Libya’ya asker gönderme kararı ve Libya’daki İslamcı hükümet ile vardığı mutabakatın, ülkemizin haklarını savunan ve zorunda kalındığı söylenen tek politika olarak gösterilmesi tam bir aldatmacadır.

Türkiye,  en başta Türk ve Rum bütün Kıbrıslıların haklarını gözetecek şekilde kıyısı bulunan bütün ülkelerle yan yana gelerek Akdeniz’de barışı koruyabileceği gibi, bu adımla, ahtapot gibi başta Kıbrıslılar olmak üzere  bütün Akdeniz halklarının kaynaklarını sömürmek isteyen emperyalist politikalara set çekebilecektir.

Bilinmelidir ki, bugün Suriye’de yıkım ile Lübnan ve Filistin’de istikrarsızlığın bir boyutu da, Akdeniz kaynaklarının emperyalistler tarafından sömürülmesi planlarıdır. Bu oyunun bozulmasının yolu cihatçı-mezhepçi dış politika değil, emperyalist planlara karşı komşu ülkelerle masaya oturulmasıdır.

Kıbrıs’ta doğal kaynaklarının hakça ve eşitçe paylaşımı konusunda Kıbrıs’ta iki kesimin müzakerelere başlaması sağlanmalıdır.

Suriye, Lübnan ve Filistin’in de bu sürece dahil edilmesi için hemen adımlar atılmalı, bunun için en başta Suriye düşmanlığına son verilmelidir. Suriye’deki cihatçıların korunmasından vazgeçilerek Suriye ile masaya oturulması emperyalizmin ve siyonist İsrail yönetiminin de alanını daraltacaktır.

İhvan milliyetçiliğinden ve cihatçı seviciliğinden vazgeçmeli, Mısır ile ilişkiler düzeltilmelidir.

Türkiye Komünist Hareketi

Merkez Komitesi

To Top