Basın Açıklamaları

Referandumun da, MGK kararlarının da, asker gönderme tezkeresinin de neye hizmet ettiğini biliyoruz!

Emperyalizmin çıkarlarına hizmet edecek adımların atılmasından uzak durulmalıdır.
Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) tarafından yapılmak istenen “bağımsızlık referandumu”, tek başına “Ulusların kendi kaderini tayin hakkı” üzerinden bir değerlendirmeye tabi tutulamaz. Bugün ortadaki tablo, açık bir şekilde emperyalizmin Ortadoğu’ya yönelik planlarının ve adımlarının doğrudan sonucu olan bir duruma karşılık gelmektedir.
Irak’ın 2003 yılında ABD tarafından işgali, bilindiği üzere “kimyasal silah” yalanı üzerine kurulmuş, Irak emperyalist bir savaşla işgal edilmiş ve bugün bölünmenin eşiğine getirilmiştir. Bu işgal girişiminden önce Kuzey Irak bölgesi, Çekiç Güç adıyla bizzat Türkiye’nin de İncirlik ve Pirinçlik askeri hava üslerini açarak destek verdiği askeri korumayla emperyalistler tarafından “güvenceye” alınmıştı. Bugün ortaya çıkan tablo, bu tarihsel gelişimin emperyalist planlar dahilinde bu noktaya getirilmesi olarak görülmelidir.
Bugün benzer senaryo Suriye için de geçerlidir. 2010 yılında başlayan ve başta İhvancı hareket olmak üzere her türden cihatçı terör örgütleri üzerinden Suriye yönetiminin düşürülmesi amaçlanmış ve cihatçı, dinci, İslamcı terör güçleri maşa olarak kullanılarak Suriye, emperyalist planlar dahilinde ele geçirilmek istenmiştir. Suriye halkının meşru direnişi bu planları bozarken, emperyalizm tarafından Suriye’nin kuzeyinde PYD güçleri ile birlikte yeni bir plan devreye sokularak Suriye’nin parçalanması yoluna gidildiği bugün açık bir gerçek olarak karşımızdadır.
Bu tablo tek başına Ortadoğu’nun iç dinamikleri ile açıklanamaz. Bundan daha önemlisi, emperyalist saldırganlık, işgal ve ele geçirme planları bugün yaşanılan tablonun en önemli nedeni olarak görülmelidir.
Emperyalizm, Ortadoğu’da bölge halklarının ulusal bağımsızlık savaşları sonucunda kaybettiği alanları tekrardan ele geçirme uğraşındadır. Bugün Irak ve Suriye’de ortaya çıkan durum ve Kürt devletleşmesi üzerine bina edilen siyasi proje, emperyalizmin bölgeye yerleşme, yönetme, parçalama ve kuşatma siyasetinden başka bir şey değildir.
Ne yazık ki, Kürt emekçi halkının hakları ve bağımsızlık özlemleri bir kez daha emperyalizme mahkumiyet anlamına gelmekte, Kürt emekçilerinin makus talihi olarak tarihe geçmektedir.
Emperyalizmin Ortadoğu’ya yerleşmesinin temel nedeni enerji kaynakları ve nakil hatları üzerindeki kontrol olmakla birlikte, başta İran olmak üzere bölgesel güçlerin kuşatılmasının hedeflenmesi olarak karşımızda çıkmaktadır. İran’ın yanı başında ABD üsleriyle dolu bir devletleşmenin ne manaya geldiği açık olmalıdır. Bütün bunlarla beraber, Siyonist İsrail devletinin çıkarlarının korunması da ayrıca not edilmelidir.
Bütün bu tablonun müttefikleri bellidir. Emperyalizmin hemen yanında petrol zengini Körfez Arap ülkeleri, İsrail, Türkiye ve İslamcı siyasal güçler bulunmaktadır. Bugün Türkiye’nin gerek Rusya ile yakınlaşması gerekse Irak ve İran ile birlikte açıkladıkları tutum ve en son MGK’da ortaya konan tavır bu gerçeği değiştirmemektedir. MGK toplantısında alınan karar, bu referandumun gerçekleşmesi durumunda Türkiye’nin garantör ülke olması üzerine kurulan bir senaryodan ibarettir. AKP iktidarının, bütün hamasetine rağmen, bugün oynadığı iki yüzlü politikanın Irak ve Suriye’nin parçalanma siyaseti üzerine olduğu açık olarak görülmelidir.
Emperyalizmin bölgeye yerleşmesi anlamına gelecek bir parçalanmanın ve devletleşme adımının bu niteliği görülmeden tasvip edilecek bir yanı bulunmamaktadır.
Kürt siyasi hareketinin en işbirlikçi kesimini oluşturan Barzani Hareketi’nin bağımsızlık talebi Kürt emekçilerini heyecanlandırmamalıdır. Kürt siyasi hareketinin en işbirlikçi bbölümünü oluşturan Barzanicilik ve onun siyasi temsilcileri ile destekçisi siyasi oluşumlar tarafından ortaya konulan “Bağımsızlık talebi” Kürt emekçilerini heyecanlandırmamalıdır. Emperyalist devletlerin ve başta AKP ile Barzani olmak üzere emperyalizmin bütün müttefiklerinin, Kürt emekçilerinin ve yurtseverlerinin geleceğini boyunduruk altına almak üzere adımlar attıklarından kimse şüphe etmemelidir. Irak’ta Barzaniciliğin ve Suriye’de PYD’nin işbirlikçiliğinin bedelini başta Kürt halkı olmak üzere bütün Ortadoğu halkları ödeyecektir.
MGK toplantısında ortaya çıkan “hakkımız mahfuzdur” açıklaması, emperyalist planlar doğrultusunda AKP iktidarının rol almak istediğinin açık göstergesidir. Hiçbir “milliyetçi ve hamasi” söyleme ülkemiz emekçileri itibar etmemelidir.
Türkiye Komünist Hareketi, Irak ve Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunmasını savunmakta, Kuzey Irak’ın emperyalizm boyunduruğuna gireceği “bağımsızlık referandumu”nun ve Türkiye’nin Irak’a asker göndermesinin karşısında yer almaktadır.
Bugün meşruiyet dayanağı olarak gösterilecek “terör”ü engelleme adına ortaya çıkan her türlü askeri operasyonun yukarıda ifade ettiğimiz “paylaşım” planın bir parçası olarak gündeme geleceği açıktır. Bu duruma karşı halkımız uyanık olmalıdır. Böylesi bir askeri hareketin ülkemizin çıkarlarıyla uzaktan yakından ilgisi bulunmamaktadır. Bu hamleler Irak ve Suriye’nin parçalanmasına giden bir sürecin katalizörü olacak, emperyalizmin işine gelecek bir yan taşıyacaktır.
Biz Türkiyeli komünistler, Ortadoğu haklarının hem barış içinde, hem de gerçekten tam bağımsız bir şekilde yaşamasının koşulunun sosyalizmden geçtiğini bilmekteyiz ve bunu için ülkemizde bu mücadeleyi güçlendirmeye devam edeceğiz.
TÜRKİYE KOMÜNİST HAREKETİ
23 Eylül 2017
Yukarı