Basın Açıklamaları

SİVAS’IN IŞIĞI SÖNMEYECEK!

2 Temmuz 1993’te Pir Sultan Abdal Kültür Şenlikleri’ne katılmak için Sivas’a giden onlarca kişi, arkadaşlarının, kardeşlerinin, anne ve babalarının Madımak Oteli’nde ölümlerine tanıklık ettiler.

1 Temmuz’da şenliğin başladığı gün yerel gazeteler de kışkırtıcı haberlerle çıktı. Aynı gün kentte “Bugün hesap günüdür” başlıklı bildiriler dağıtıldı. 2 Temmuz’da, Cuma namazının ardından etkinliklerin yapıldığı kültür merkezinin önünde toplanan gericiler, “Sivas laiklere mezar olacak” diye yürüyerek merkezin önündeki “Halk Ozanları” heykelini yıktı, boynuna ip asarak yerde sürükledi.

Valiliğin civar illerden istediği takviye birlikler de 8 saat süren olaylar bittikten sonra kente gelebildi. Saat 19.00 civarı otel ateşe verildi. İçeridekilerden bir bölümü en üst kattan, geçişleri engellenmek istenmesine rağmen, farklı binalara geçti, Aziz Nesil dahil bir bölümü itfaiye merdiveni ile indirilip darp edildi. 12’si ağır yaralı 62 kişi otelden kendi imkanlarıyla kurtulabildi.

En yaşlısı 66 yaşındaki Asım Bezirci, en küçücüğü 12 yaşındaki Koray Kaya olmak üzere aralarında Metin Altıok, Behçet Aysan, Nesimi Çimen, Muhlis Akarsu, Hasret Gültekin’in de olduğu 33 insanımız Madımak’ta yaşamını yitirdi. İki otel emekçisi de yaşamını kaybetti. Dönemin Başbakanı Tansu Çiller, olaylardan sonra şu açıklamayı yapmıştı: “Çok şükür, otel dışındaki halkımız bir zarar görmemiştir.”

Bundan 26 yıl önce Sivas Madımak Oteli’ni ateşe verenlerin avukatlığını üstlenenler, AKP kurucusu ve bazıları ise bakan ve milletvekili koltuklarında gerici faşizmin temsilcileri olarak karşımıza çıktılar.

Saldırganların sadece bir bölümü yakalanarak gözaltına alınabildi. 15 bin kişinin katıldığı olaylarda gözaltına alınan sayısı 128 olarak kayda geçti.  İtfaiye merdiveniyle kurtarılan Aziz Nesin’e saldıran RP’li Belediye Meclis Üyesi Cafer Erçakmak gibi çok sayıda ‘saldırgan’ yakalanamadı.

Dosyaları henüz zamanaşımına girmeyen ancak Yargıtay’ın bozmasından sonra müebbet hapisle yargılanan 3 firari sanık hakkındaki dava hâlâ sürüyor. DGM’nin 1997’de tahliyelerine hükmettiği, sonrasında kayıplara karışan bu sanıkların davaları 2023’te zamanaşımına girecek. AKP iktidarı bu süreyi beklemektedir. Böylece Sivas katliamı gibi bir davada hiçbir tutuklu ve hükümlü kalmayacaktır.

12 Eylül askeri darbesinin desteği ile büyüyen gericilik, tarikat-cemaat örgütlenmesiyle toplumsal zemin kazanmış AKP ile birlikte iktidar olmuştu. Türkiye’de dönüşüm ve vesayet rejiminin son bulması adıyla desteklenen gerici siyaset, emperyalizmin çıkarları doğrultusunda ülkemizde karşı-devrimci bir sürecin adı olmuş, başta Suriye olmak üzere Ortadoğu’da yıkımın ve mezhepçi dış politikanın koç başı olarak işlev görmüştür.

Halkımızı bir kez daha uyarmak istiyoruz: Gericiliğin ve siyasal İslamcılığın hiçbir türü ile yan yana gelinemez. Kendilerini masum, aydınları ‘provokatör’ olarak gösteren; Sivas katliamı başta olmak üzere gerici ve faşist kalkışmaları dış mihrakların oyunu olarak gösterip ‘kendilerini’ meşru göstermeye çalışanlara karnımız toktur.

Emekçiler, yurtseverler ve bu ülkenin ilericileri sermayenin bu karanlık düzenini mutlaka değiştirecektir. Sivas’ın ışığı elimizde aydınlık yarınların meşalesi olacaktır.

 

Türkiye Komünist Hareketi

2 Temmuz 2019

To Top