Basın Açıklamaları

Suriye ile savaşın haklı ve meşru gerekçesi yoktur!

AKP, Amerikancılık eksenli ve mezhepçi dış politikasını ısrarla sürdürerek bugün ülkemizi Suriye ile savaşa sürüklemektedir.

Korkarız ki, AKP dış politikası tek başına ülkemizi Suriye ile değil, komşu ülkeler Rusya ve İran ile de düşman hale getirecektir. Bu politikaya en çok sevinenin ise ABD emperyalizmi olacağı açıktır.

AKP iktidarı, İdlib konusunda ABD emperyalizminden ve emperyalizmin jandarması NATO’dan yardım isteyerek işbirlikçi karakterini bir kez daha göstermiştir.

15 Temmuz gerici FETÖ darbesinin arkasında ABD’nin olduğu unutulmuşa benziyor. AKP iktidarı, ABD emperyalizmden yardım isteyerek FETÖ konusunda ikiyüzlülüğünü de bir kez daha göstermiştir.

Daha düne kadar Fırat’ın doğusunda Suriye’nin bölünmesinin adımlarını atan ABD emperyalizmine karşı mangalda kül bırakmayan AKP’nin bugün ABD ve İsrail’in çıkarlarına hizmet edecek adımlar atması AKP’nin gerçek misyonunu da ortaya koymaktadır.

AKP Suriye konusunda başından beri yalan söylemektedir.

Suriye halkının büyük çoğunluğu Suriye Devleti rejimi altında yaşamakta ve cihatçı çetelerin hakimiyetine karşı çıkmaktadır. AKP, tam tersine, sanki bütün Suriye halkı “rejime” düşmanmış gibi bir propaganda yürütmektedir.

İdlib’de ılımlı İslamcılar yoktur. İdlib’in büyük bir bölümünü kontrol eden, El Kaide devamcısı olan örgüttür. Bu örgüt gerek BMGK gerekse Türkiye tarafından terör örgütü olarak tanınmıştır. Ülkemiz daha düne kadar Barış Pınarı Operasyonu’nda gösterdiği “terör” gerekçesinin İdlib’de tam zıddını yapmakta, cihatçı teröre karşı çıkacağına destek olmaktadır. Bu siyaset Türkiye’nin ayağına dolaşacaktır.

Bugün İdlib’de eğer ayrı bir yönetim oluşacaksa bilinmelidir ki, böylesi bir yönetim yeni bir El Kaide Emirliği’nden başkası değildir, olmayacaktır. AKP, ülkemize komşu bir El Kaide Emirliği peşindedir. Ülkemiz açısından asıl tehdit budur!

İdlib’e Türk askerinin gönderilmesinin gerekçesi olarak sunulan Adana Mutabakatı’nın bugünkü gerçeklikle uzaktan yakından ilgisi yoktur. Adana Mutabakatı sınırlarımıza yönelik bir terör saldırısına karşı Suriye Devleti ile yapılmış bir anlaşmadır. Ancak bugün İdlib’de Türkiye’ye yönelik bir saldırı yoktur. Tersine İdlib’den Suriye Devleti’ne yönelik bir terör saldırısı ve fiili durumu vardır.

Kaldı ki İdlib’e yönelik askeri operasyona dayanak gösterilen Adana Mutabakatı bizzat bugün AKP tarafından “rejim” diye ifade edilen Suriye Devleti ile imzalanmıştır. Anlaşmayı kabul edip, yönetimi kabul etmemek tam bir mantık tutulmasıdır.

NATO’nun 5. Maddesi Türkiye’ye yönelik bir saldırı durumunda devreye girebilir. Ancak İdlib gündeminde ülkemize yönelik bir saldırı yoktur. Tersine Türk askeri İdlib’de askeri bir operasyon yapmaktadır. Ancak ABD emperyalizminin istediği de NATO’nun devreye gireceği bir provokasyondur. NATO şemsiyesi altında ABD’nin Suriye’ye yeni bir hamlesi Suriye’de ABD emperyalizminin ipiyle kuyuya inmek demektir. Bunun ülke çıkarlarımızla bağı bulunmamaktadır.

Suriye Devleti’nin resmi bir çağrısı olmadan Türk askerlerinin İdlib’e girmesi uluslararası hukukta meşru değildir. Astana ve Soçi Anlaşmaları gereği gözlem noktaları kuran Türkiye, bu iki anlaşmayı ortadan kaldıracak adımlar atarsa Türk askerinin İdlib’de bulunmasının gerekçesi havada kalmaktadır. Bugün İdlib’e bu anlaşmaları rafa kaldıracak şekilde bir askeri müdahale Türkiye’yi uluslararası hukukta işgalci bir konuma sokacaktır.

Suriye’de nasıl bir rejim olacağı Suriye halkının kararıdır! Ülkemiz rejim değiştirmeye ve rejim ihraç etmeye soyunamaz! Suriye Devleti’ne yönelik AKP tarafından dile getirilen “baskıcı ve zorba rejim” tek taraflı bir tanımlamadır. Bugün Suriye’deki gerçek cihatçı ve İslamcı güçlerin silahlı ayaklanması ve terörüdür. Açıktır ki bu emperyalizm planlı bir girişimden başka bir şey değildir. Bugün İdlib’de varlık gösteren El Kaide kökenli ve sayıları 60 bini bulan terör yapılanması, Suriyeli olmayan çok fazla unsuru içinde barındırmaktadır. AKP iktidarı, İdlib’de El Kaide kökenli cihatçı terör örgütünü adını anmazken, şimdi bunlara ılımlı İslamcılar tanımı yapacak kadar gerçekleri ters yüz etmektedir.

Ülkemiz, Suriye’nin toprak bütünlüğünü, egemenliğini ve birliğini savunmalıdır. Bugün İdlib’de atılan adımlar ülkemizi işgalci bir pozisyona sokarak Suriye’nin bölünmesini gündeme getirebilir. ABD’nin Fırat’ın doğusundaki adımları, AKP tarafından Fırat’ın batısında gerçekleştirilmeye çalışmasının iler tutar bir yanı yoktur. Suriye’nin bölünmesi ülke çıkarlarımıza aykırıdır!

Ülkemizin Suriye’de rejimi değiştirmeye, Suriye topraklarını bölmeye, Suriye’de özerk bölgeler oluşturmaya, Suriye’de El Kaidecilere devlet kurmak gibi görevi yoktur.

Mülteciler sorunu ancak ve ancak Suriye’de barışın tesis edilmesiyle çözülebilir. Bugün savaşı her geçen gün körükleyen AKP iktidarı, mülteci sorununu çözemez, tersinden daha da alevlendirir.

Suriye Devleti’nin Soçi mutabakatını bozduğu yönündeki söylem doğru değildir. Tersinde Soçi ve Astana’da Türkiye’nin altına imza attığı maddeleri yerine getirmemesi, karayolunu terörden temizlememesi ve muhalefet ile terörü birbirinden ayırmaması asıl sorunun kaynağıdır. Aynı zamanda cihatçı terörün sürekli olarak Suriye Devleti’ne saldırarak ateşkes anlaşmasına uymaması sorunu bulunmaktadır. Kaldı ki İdlib’i kontrol eden HTŞ adlı örgüt başından itibaren bu anlaşmaya uymayacağını söylemiştir.

Suriye ile savaş politikasının bir yanı da AKP iktidarının milliyetçi hamaset üzerinden iç siyaseti dizayn niyetidir. AKP iktidarı, şehitler üzerinden kendi iktidarının hesaplarını yapmaktadır.

Suriye ile savaş politikasının bir yanı da AKP’nin ABD ile yakınlaşma siyasetidir. Savaş planları önceden çizilmiş, Suriye’nin kuzeyine yönelik ABD ile yeni bir plan devreye sokulmuştur. ABD başta olmak üzere İngiltere, Fransa ve Almanya emperyalizmi Türkiye’yi arkadan destekleyerek Ortadoğu’daki planlarını hayata geçirmektedir.

Büyük Ortadoğu Projesi’nin yaratmış olduğu yangına benzinle giden AKP iktidarı, Suriye’de yanan ateşe ülkemizi de atmaktadır. Suriye ile savaşın haklı ve meşru hiçbir gerekçesi yoktur.

Bu savaş ülkemizin savaşı değildir.

Bu savaş Erdoğan’ın siyasi hırsıyla ilgilidir!

Bu savaş ülkemiz adına haklı bir savaş değildir.

Türkiye, cihatçı terör çetelerine kalkan olamaz!

Türkiye, Hatay’ın yanı başında El Kaide Emirliği kuramaz!

Türkiye, Suriye’nin topraklarının bir kısmını işgal siyaseti yürütemez!

Ülkemizin çıkarı emperyalizmin yıktığı Suriye’ye vurmak değil emperyalizme karşı Suriye ile barıştır!

Bugün Suriye, yarın İran’ın hedef olacağı kanlı emperyalist planlara karşı ülkemiz mazlum ulusların yanında yer almalıdır!

Türkiye, ABD emperyalizminin taşeronluğunu üstlenemez!

Türkiye Komünist Hareketi

To Top