
8 Ekim 1978 gecesi Ankara’nın Bahçelievler semtinde Türkiye İşçi Partisi (TİP) üyesi yedi genç—Latif Can, Efrahim Ezgin, Hürcan Gürses, Osman Nuri Uzunlar, Serdar Alten, Faruk Erzan ve Salih Gevence— ülkücü faşist katiller tarafından vahşice katledildi.
Bahçelievler Katliamı, yalnızca münferit bir cinayet şebekesinin işi değil; emperyalizmle eklemlenmiş müesses nizamın, yükselen sınıf mücadelesi ve devrimci hareketi boğmak adına kontrgerilla unsurlarını ve güdümündeki sivil-faşist çeteleri nasıl birer aparat olarak kullandığının somut örneğidir.
Ankara Bahçelievler’de 7 TİP’li genci hunharca öldürmek mahkûm olan faşist katil Haluk Kırcı katıldığı televizyon programında ‘Soğuk Savaş döneminde Amerika’nın çıkarları Türkiye’nin çıkarlarını gözetiyordu. Biz de onun için savaş verdik’ diyerek büyük bir itirafta bulunmuştur.
Bu sözler faşizmin iplerinin kimlerin elinde olduğunu net olarak göstermektedir.
48 yıl önce gerçekleşen Bahçelievler Katliamı’nın failleri ise hep korundu ve kollandı. AKP’nin son yargı paketiyle de içerde kalanlar da salıverildi.
Bahçelievler Katliamı’nı unutmayacağız. Kırcıları ve Kırcıların bugünkü dostlarının kimler olduğunu da çok iyi biliyoruz.