
Meclis’i tasdik kurumuna indirgeyerek işlevsizleştiren, Anayasa’yı rafa kaldıran, Anayasa Mahkemesi kararlarını uygulamayan, yargı kurumunu siyasetin aygıtı haline getiren, valilik ve kaymakamlıkları AKP’nin parti örgütlerine dönüştüren, devlet kurumlarını cemaat ve tarikatlar arasında paylaştıran, ülkeyi uyuşturucu baronlarına ve mafyaya teslim eden, ülkenin bütün iktisadi değerlerini emperyalist şirketlere ve patronlara peşkeş çeken, emekçi halkı yoksullukla baş başa bırakan tek adam rejiminin, bekası için gerçekleştirdiği siyasi operasyonun üzerinden 1 yıl geçti.
19 Mart 2025 tarihinde AKP’nin yargıyı siyasi bir sopa olarak kullanarak ana muhalefet partisinin cumhurbaşkanı adayını tutuklaması hukuki bir süreç değil açık bir darbe pratiğidir. Sonrasında bir dizi belediye başkanına yönelik sürdürülen tutuklamalar ve gelişmeler, meselenin hukuki değil düpedüz siyasi bir operasyon olduğunu fazlasıyla göstermiştir.
Bugün AKP-MHP blokunun temsil ettiği iktidar, sermayenin gerici ve baskıcı iktidarı anlamına gelen tek adam rejimidir. AKP-MHP’nin tek adam rejimi, anayasaya, hukuka ve toplumsal rızaya dayanmayan bir istibdat rejimidir. 19 Mart süreci, iktidarlarını ancak ve ancak darbe uygulamalarıyla sürdürebildiklerini göstermiştir.
Bugün sermayenin gerici ve baskıcı rejimine karşı verilecek mücadelenin düzen siyasetinin sınırlarıyla karşılanamayacağı, bunun bir rejim sorunu haline geldiği görülmelidir.