Basın Açıklamaları

ABD’li emekçilerin isyanını selamlıyoruz!

Tepkiler emperyalist-kapitalist sistemi karşısına almalıdır!

ABD’li emekçilerin isyanını selamlıyoruz!

ABD derisinin rengi farklı diye beyazlar tarafından hedef alınıp polis tarafından sokak ortasında katledilen bir insanın ardından ayakta. Kendisinden önceki pek çok kişi gibi polisin vahşice katlettiği ve nefes alamadığını söyleyerek gözümüzün içine baka baka katledilen George Floyd’un son anlarındaki yakarışları ABD’de emperyalist-kapitalist sistemin tüm vahşiliğini bizlere anlatmalıdır.

Tarihin çeşitli dönemlerinde kölelik, Jim Crow ayrımcılığı ve suçla mücadele gibi çeşitli toplumsal biçimlerde karşımıza çıkan başta siyahlar olmak üzere beyaz ve protestan olmayanlara yönelen şiddetin esasında kapitalizmin yarattığı eşitsizliklerin bir başka yönü olduğu anlaşılmalıdır. Ortada sadece ırkçılık veya beyaz üstünlüğü gibi bir ideolojinin arkasına gizlenmemesi gereken ve doğrudan emperyalist-kapitalist sistem tarafından yaratılan eşitsizliklerin yarattığı bir sorun bulunmaktadır.

Siyahlar ve diğer göçmenlerin ucuz ve niteliksiz işgücü olarak daha fazla sömürüldüğü koşulları görmeyen, öncelemeyen ve polis şiddeti üzerinden ırkçılıkla kendisini sınırlayan yaklaşımlar eninde sonunda bu eşitsizliklerin başka yönlerden şiddete dönüşmesine engel olamayacaktır. Bu açıdan ABD’li emekçilerin sokağa yansıyan öfke ve tepkilerini kapitalist sistemin bütününe yöneltmeleri gereklidir.

Öte yandan, yaklaşan seçimlerin de etkisiyle ABD Başkanı Donald Trump’ın şahsında cisimleşen Cumhuriyetçilerin korumacı emperyalist politikalarına karşı halkın haklı tepkisini kullanmaya çalışan küreselleşmeci sermayenin desteklediği Demokratların destek verir görüntüleri emekçileri kandırmamalıdır. Demokratların güncel siyasi çıkarlarının eninde sonunda ABD emekçileri ile değil sermaye sınıfının bir bölmesiyle veya genel olarak bu sınıfla ortak olduğu bilinmelidir.

Yine, sabah akşam başka ülkeleri “demokrasi karşıtı” diye suçlayan, “demokrasi, özgürlük, insan hakları, basın hürriyeti” notu veren ABD emperyalizminin polis şiddetinin yeterli gelmediği noktada askeri gücünü kendi halkına karşı kullanmaktan çekinmediğinin de unutulmaması gerekmektedir. Emperyalizmin ajanlarının liberalizm övgüleri ve sosyalizm karşıtlığı bu somut örnek ile değerlendirilmelidir.

Söylenmelidir ki, liberalizm ve kapitalizmin artık insanlığa söyleyeceği ve vereceği bir gelecek yoktur! İnsan hakları, özgürlük, kişi hürriyeti lafları arkasına sığınılmış sınıf diktatörlüğü açığa çıkmıştır!

Ayrıca bugün ABD’de yaşananlara faşizm ve ırkçılık diye tepki gösterirmiş gibi yapanların sıra kendi ülkelerine geldiğinde ABD ile aynı taktiklerle halka savaş açtıklarını unutmak mümkün değildir. AKP ve yandaşlarının aynı anda Gezi Direnişi’ne küfrederken ABD’deki protestoya alkış tutması ya da örneğin ABD destekli bir faşist darbeyle kurulan NATO’cu Ukrayna iktidarının en büyük destekçisi olmayı sürdürüp faşizme karşıyız demesi çelişki değil zevahiri kurtarma çabası sayılmalıdır.

Her biri bir başka ikiyüzlülük olan bu tavırlara karşı esas sorunun sömürü olduğu görülmelidir.

ABD işçi sınıfının tarihinde 1 Mayısların, 8 Martların, büyük işçi grevlerinin bulunduğu ve ancak ABD emekçilerinin birlik içerisinde sınıf tavrını ortaya koymasının mevcut gerçekliği değiştirebileceği akıldan çıkartılmamalıdır.

George Floyd’un katledilmesinin ardından yükselen isyanı selamlıyoruz.

To Top