
Merkezi Kayıt Kuruluşu’nun (MKK) 16 Ekim 2026 tarihli ve Kamuyu Aydınlatma Platformu’nda (KAP) yayımlanan bildirimine göre, Türkiye Diyanet Vakfı Genel Merkezi, Aktif Portföy Yönetimi A.Ş. tarafından yönetilen Para Piyasası Katılım (TL) Fonu’nun (fon kodu: TLK) 393 milyon katılma payının sahibidir. Bu pay adedi, fonun tedavüldeki katılma payının neredeyse yarısına (yüzde 49,715) karşılık gelmektedir. Bu oran ile vakıf, fonun en büyük tekil yatırımcısı konumundadır.
Buna karşılık vakıf, tasfiye sürecine giren fonlara ilişkin kamuoyuna yaptığı açıklamada “tasfiye edilen fon şirketlerinde paramız yoktur” demişti. Bu iki beyan aynı anda doğru olamaz. MKK verisi kayıtlı ve kamuya açık resmî bir bilgidir; vakfın kamuoyuna yönelik açıklaması ise bu veriyle açık biçimde çelişmektedir. Sorumluluk bizatihi vakfındır: Hangi fonlarda ne kadar pozisyon bulundurduğu, bu pozisyonları ne zaman ve hangi kaynaklarla kurduğu, tasfiye süreçlerine girmiş fonlarla bağlantısı olup olmadığı kamuoyundan saklanamaz.
Diyanet Vakfı’nın yetkililerinin açıklaması ile MKK kayıtları arasındaki fark bir beyan çelişkisi olmanın ötesindedir. Kamu bütçesinden ayrılan paylarla ve vatandaşların bağışlarıyla beslenen dini bir kurum, sermaye piyasalarının en büyük oyuncularından birine dönüşmüş durumdadır. Emekçilerin yoksulluk sınırının altında ücretlerle yaşadığı ülkemizde, Diyanet Vakfı’nın bir para piyasası fonunun yarısına sahip olması, kamu kaynakları ile kurum arasındaki ilişkinin ve kurumun sermayeyle iç içe geçişinin somut göstergesidir.
Kamu kaynaklarının dini yapılar aracılığıyla ekonomik güç alanına dönüştürülmesi, tarikat holdinglerinden sonra Diyanet Vakfı’nı da manipülasyon piyasalarında oyuncu yapacak noktaya gelmiştir.
Resmi ya da gayr-i resmi dini yapıların birer sermaye grubu haline gelmesi ise emekçi halkımız tarafından bir kez daha görülmelidir.
– Türkiye Diyanet Vakfı, tüm fon pozisyonlarını alım-satım tarihleri ve tutarlarıyla birlikte kamuoyuna açıklamalıdır.
– Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) ve Merkezî Kayıt Kuruluşu (MKK), vakfın tasfiyeye girmiş fonlar dâhil tüm portföy işlemlerini denetlemeli ve sonucu kamuoyuyla paylaşmalıdır.
– TBMM ilgili komisyonları, dini vakıfların sermaye piyasasındaki konumunu ve kamu kaynaklarıyla ilişkilerini denetime almalıdır.
Diyanet yanıt vermeli, bu skandalın sorumluları hesap vermelidir!