Mekke Anlaşması emperyalizmin oyunudur!

Mekke Anlaşması emperyalizmin oyunudur!

Genel Merkez Yazar: Genel Merkez -Eki 25, 2026 0 Views

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalandığı belirtilen Mekke Ortak Savunma Anlaşması, tam anlamıyla ABD emperyalizminin bir oyunudur.

“Yeni Dünya Düzeni” adı altında 2000’li yıllarda başlatılan süreç, devamında “Büyük Ortadoğu Projesi” (BOP) adını almış; perde 2002’de Irak’ın işgali ve parçalanmasıyla açılmıştır. 2011’de Suriye’ye dönük başlayan emperyalist müdahale, cihatçı Colani ekibinin iktidara yerleştirilmesiyle sonlanmıştır. Lübnan ve Filistin’e dönük İsrail saldırganlığını takip eden en büyük gelişme ise ABD’nin ve İsrail’in doğrudan İran’a saldırması olmuştur. Şimdi ise sıra Yemen’dedir.

Tüm bu tablonun ortasında Mekke Anlaşması’nın gündeme getirilerek Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın yan yana oturtulması bir tesadüf değildir. Çünkü ABD, İran’da duvara çarpmış ve hesaplar çarşıya uymamıştır.

Ancak İran’a yönelik emperyalist planlar rafa da kaldırılmamıştır.

Askeri yöntemlerle İran’ı boyun eğdiremeyeceğini gören ABD düğmeye basmış; İran’ın komşusu olan üç ülkeyi sözde bir ortak iş birliği ve güvenlik anlaşmasıyla masaya oturtmuştur. Ülkemizdeki işbirlikçi sermaye iktidarı olan AKP-MHP koalisyonu ve AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, hiç tereddüt etmeden koşa koşa bu anlaşmaya imza atmıştır.

Ancak bu anlaşma kayıtsız şartsız reddedilmelidir. Çünkü;

1. Anlaşmanın kapağında “MADE IN U.S.A.” yazmaktadır.

2. Bu anlaşma zamanla İran’a dönük olası bir savaşın aracı hâline gelecektir. Bilindiği üzere ABD’nin en büyük işbirlikçilerinden olan Suudi Arabistan, ABD’nin İran’a dönük saldırganlığı sonrasında doğal olarak İran’ın hedefi hâline gelmiştir. Mekke Anlaşması, Türkiye’yi hiç beklemediği bir anda İran’la açıkça karşı karşıya getirebilir. Oysaki Türkiye’nin İran ile barış içerisinde yaşaması bir zorunluluktur.

3. Mekke Anlaşması, İsrail’in çıkarları doğrultusunda imzalanmıştır. Bölgede İsrail’in güvenliği doğrudan ABD dış politikasının en önemli ayağıdır. Dolayısıyla Mekke Anlaşması, aynı zamanda Siyonist bir projenin uzantısıdır. AKP iktidarı, Gazze’de soykırım yapan İsrail rejimini rahatlatacak bir adım atmıştır.

4. Anlaşma nedeniyle Türkiye’nin Yemen’deki savaşa dâhil olma riski bulunmaktadır. Yemen’deki Ensarullah Hareketi’nin yok edilmesi için Suudi Arabistan tarafından başlatılan askeri ve siyasi süreç, Mekke Anlaşması ile kritik bir aşamaya gelmiştir. Emperyalizmin planlarını bozan ve sekteye uğratan Husilere dönük haksız savaş; Suudi parası, Türk askeri ve İHA’ları, Pakistan’ın desteği ve Suriye’den taşınacak cihatçı çeteler ile arka planda MOSSAD ve CIA istihbaratıyla yürütülecektir. Türkiye’nin böylesi süreçlerde hiçbir rolü olmamalıdır.

5. Mekke Anlaşması, “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” ilkesine açıkça aykırıdır. AKP iktidarı eliyle yürütülen Yeni Osmanlıcı dış politika nedeniyle Türkiye, sürekli emperyalizmin yönelimleri içerisinde kendine bir yer aramaktadır. Bu durum, Türkiye’nin tarihsel olarak barış yanlısı bir çizgide durma pozisyonunu ortadan kaldırmakta ve emperyalizmin çıkarları uğruna adım atılması anlamına gelmektedir.

6. Anlaşma ülke çıkarlarıyla bağdaşmamaktadır. “Ortak savunma” adı altında yapılan anlaşma, bir ülkenin tehdit veya saldırıya uğraması durumunda diğerlerinin destek olması ilkesine dayanmaktadır. Suudi Arabistan’ın Amerikancı politikalarına ortak olmak, ülke çıkarlarını hiçe saymaktır. Türkiye’nin çıkarları, “Siyonist İslamcıların” Osmanlıcı hayallerine meze edilemez.

7. Suudi Arabistan yönetimi güvenilmez ve gerici bir krallıktır. Suudi Arabistan rejimi, geçmişte kendi vatandaşını Türkiye’deki konsolosluk binasında katletmiştir. Bu durum iki ülke arasında yıllarca süren siyasi bir gerilime yol açmıştır. Kendi konsolosluğunda bir insanı vahşice öldürebilen bir rejimle askeri iş birliği anlaşması yapmak, ülkemiz emekçilerinin geleceğini ateşe atmaktır. Anlaşıldığı kadarıyla AKP iktidarı, bu askeri anlaşma aracılığıyla Suudi petrodolarlarından istifade ederek iktidarda kalmanın yollarını aramaktadır.

8. Pakistan’ın nükleer silahlara sahip olması, ülkemiz emekçilerinin geleceği ve çıkarlarıyla çelişmektedir. Türkiye, nükleer silaha sahip bir ülkeyle ortak savunma taahhüdü altına girerek diğer nükleer güçlerin açık hedefi hâline gelemez. Tersinden, Pakistan’ın nükleer gücünü Türkiye’nin savunması için kullanmasını istemek de doğru bir tutum değildir. Doğru olan; emperyalist yayılmacılığa karşı barışı savunmak ve emperyalist bir tehdit unsuru olan tüm nükleer silahların küresel çapta tasfiye edilmesini istemektir.

9. Mekke Anlaşması, savunma sanayisindeki özel şirketlerin kâr odaklı çıkarlarına hizmet etmektedir. Olası savaşlar üzerinden Suudi Arabistan’a İHA ve SİHA satmayı hedefleyen bu anlayış, Türkiye’nin milli güvenliğinden önce kendi kârlarını düşünmektedir. Savunma sanayii kurumları mutlak anlamda kamu kurumu olmalı ve yalnızca ülke çıkarlarını gözetmelidir. Dolayısıyla başta BAYKAR olmak üzere özel savunma sanayii şirketlerinin kamulaştırılması şarttır.

10. Bu anlaşma, Büyük Ortadoğu Projesi’nin (BOP) güncel ayaklarından biridir. ABD emperyalizmi; İran’ı baskılamak, İsrail’in güvenliğini teminat altına almak ve bölgedeki işbirlikçilerini yeniden yapılandırmak için bu adımı atmıştır. Geçmişte gündeme getirilen “Arap NATO’su” projesi ısıtılıp yeniden önümüze konmuştur.

Tüm bu gerekçelerle Türkiye, ivedilikle Mekke Anlaşması’ndan çekildiğini ilan etmeli ve TBMM’deki onay süreci derhal iptal edilmelidir.

Mekke Anlaşması emperyalizmin oyunudur!

Türkiye’nin emperyalizmin ve Siyonizm’in çıkarları için savaşa sürüklenmesine hayır!

Kahrolsun emperyalizm ve işbirlikçileri!

Paylaş

İlgili Yazılar