Basın Açıklamaları

NATO’NUN YAYILMACI VE SALDIRGAN POLİTİKALARI DURDURULMALIDIR!

Emperyalizm bir kez daha dünyayı savaşın eşiğine getiriyor. NATO’nun yayılmacı ve saldırgan politikalarının sonucunda başlayan Ukrayna’daki iç çatışmaların geçmişi on yıla yaklaşırken ülkenin dışına yayılma ihtimalleri artıyor.

Sovyetler Birliği’nin çözülmesinin ardından eski sosyalist blok ülkeleri ile SSCB’yi oluşturan cumhuriyetleri kendi etki alanına almaya çalışan ABD ve Avrupa’nın, Rusya’ya karşı emperyalist egemenliklerini yaymayı ve güvence altına almayı hedefleyen çevreleme siyasetinin tek sonucunun yeni çatışmalar olduğu görülüyor.

Geçmişte Çeçenistan ve Gürcistan’da, Kırgızistan’da, Suriye’de yaşananların bir benzeri bugün Kazakistan’da ve Ukrayna’da sergilenmek isteniyor. Renkli devrimler ile işbirlikçi iktidarların yerleştirilmesiyle yetinemeyen emperyalizmin kendi krizini de bu çatışmalar aracılığıyla çözmeyi hedeflediği anlaşılıyor.

NATO’nun Baltık’tan Karadeniz’e, Balkanlar’dan Kafkaslar’a, Ortadoğu’dan Orta Asya’ya her türden Nazi artıkları, dinci gericiler, cihatçı terör örgütleri ve işbirlikçilerle iş tutmaya dayanan kanlı bir siyaset güttüğü tartışmasızdır.

Doğu Avrupa’da Estonya, Letonya, Litvanya, Polonya, Ukrayna gibi ülkelerde doğrudan ve dolaylı silahlı varlığını arttıran, Türkiye üzerinden Karadeniz’e taşan yasa dışı varlığını Yunanistan’da yeni bir üsle perçinleyen ABD ve NATO’nun, “yavuz hırsız ev sahibini bastırır” misali Rusya’yı bir yandan köşeye sıkıştırıp bir yandan da saldırganlıkla suçlaması tam bir iki yüzlülüktür.

ABD’nin başını çektiği NATO’nun Asya-Pasifik bölgesinde Çin’e karşı ve Doğu Avrupa’dan Orta Asya’ya uzanan coğrafyada Rusya’ya karşı giriştiği bu saldırgan siyasetin her şeyden önce pazar paylaşımı ve yeni rakiplerin çıkmasını engellemeye yönelik olduğu açıktır. Bu çerçevede özellikle Rusya’da burjuvazinin birtakım hülyalar peşinde koşması da ihtimal dahilindedir.

Bununla birlikte bugün Ukrayna sorununda gördüğümüz üzere, esas olanın ABD ve NATO’nun emperyalist saldırganlığı olduğunun altı çizilmelidir. Çok kutupluluğa giden dünyada Almanya ve Fransa ile ABD’nin zaman zaman karşı karşıya gelen çıkarlarının gün yüzüne çıkmasının bir uzlaşı ve ortak saldırganlık ihtimalini ortadan kaldırmadığı ayrıca belirtilmelidir. Bu tabloda tüm dünyada işçi sınıfının patronları yalnız bırakması gerektiğinin altı özel olarak çizilmelidir.

Bu açıdan, siyasi olarak tükenmiş AKP iktidarının yeni bir maceraya kalkışması, arabuluculuk adı altında NATO’nun maşası olarak kullandırılması ve Karadeniz’deki yasa dışı NATO varlığına izin vermesi gibi politikalara karşı uyanık olunmalıdır. Düzen muhalefetinin açıktan yaptığı NATO’culuğun AKP tarafından da gizlenerek yapılmaya çalışılması gözden kaçırılmamalıdır. Benzer şekilde, milliyetçi birtakım hezeyanlarla Türkiye’nin yeni bir çatışmanın içine çekilmesine, her gündemde adını koymadığı yabancı güçleri işaret ederek kendi tabanını bir arada tutmaya çalışan AKP’nin ABD’nin, İngiltere’nin, Almanya’nın, Fransa’nın çıkarları uğruna komşularımızla kavga etmesine izin verilmemelidir.

İşçilerin çıkarları tüm ülkelerde olduğu gibi Ukrayna’da da etnik kimlikler veya patronların çıkarları etrafında bölünüp savaşlara sürüklenmekte değil bütün Ukrayna işçilerinin ve emekçilerinin birliğinde, ortak mücadelesinde, emperyalist planların boşa çıkarılmasında ve barıştadır. Ukrayna’da emperyalist saldırganlığı da patronların hülyalarını da yenecek olan güç budur.

Bugün ülkemiz çıkarları ve barışın korunmasının yolu emperyalist saldırganlığın karşısında yer almaktan ve aşağıdaki somut adımlardan geçmektedir.  

1)    Montrö Antlaşması’nın delinmesine ve Karadeniz’e kıyısı olmayan yabancı devletlerin Karadeniz’e savaş gemilerini sokmalarına izin verilmemelidir

2)    NATO’nun Baltık Denizi’nden Akdeniz’e geniş bir coğrafyada sürdürdüğü tüm askeri faaliyetlerden ve tatbikatlardan ülkemiz çekilmelidir. Bu bölgelerde savaş hazırlığı olan bütün askeri faaliyetler ve tatbikatlar iptal edilmelidir

3)    Türkiye NATO’dan çıkmalı, ülkedeki tüm NATO üsleri ve yabancı üsler ile askeri tesisler kapatılmalı, tüm yabancı askeri güçler ülkeden çıkartılmalıdır. Ülkemiz ABD emperyalizminin savaş siyasetine ortak edilemez.

4)    Başta Suriye ve Ukrayna olmak üzere bölgede barışın sağlanması için uluslararası konferanslar toplanmalı, müzakereler tamamen halka açık şekilde yürütülmelidir. Ukrayna’da 10 yıldır yaşanan sorunun çözümü için BM tarafından tanınan Minsk anlaşması zeminine geri dönülmelidir.

5)    Türkiye’nin, insanlık tarihinin en büyük felaketlerinden birisi olan Nazizm ve faşizm artığı Ukrayna yönetimiyle yaptığı bütün anlaşmalar iptal edilmeli, Türkiye’den yapılan silah satışı derhal durdurulmalıdır. Bilinmelidir ki, Ukrayna’nın silahlandırılması, yıllardır birlikte yaşamış ve aynı coğrafyada gelecekte de yaşayacak halkların emperyalizm tarafından birbirlerine düşman edilmesi siyasetine çanak tutmak ve emperyalizmin planlarına ortak olmaktır.  

Türkiye Komünist Hareketi, barış için ve emperyalist saldırganlığa karşı işçi sınıfını ve emekçileri kendi kaderlerini ellerine alıp patronların savaşlarına karşı çıkmak üzere mücadeleye çağırır.

To Top