Basın Açıklamaları

Sosyalist mücadele ve Birleşik Haziran Hareketi

2013 yılında toplumda Gezi Olayları diye bilinen ve genel olarak sol harekette Haziran Direnişi olarak tanımlanan muazzam halk ayaklanması üzerinden 2 yıl geçti. Emek düşmanı, gerici ve işbirlikçi AKP iktidarının hukuksuz, haksız, gayri-meşru ve baskıcı yönetim anlayışına karşı gelişen bu toplumsal tepki, Türkiye siyasi tarihinde önemli bir dönemeç noktası olarak görülmelidir.

Öncelikle Türkiye’nin yaşadığı son 10 yıla bakarak ülkeden ve ülkenin geleceğinden umudunu yitiren, genel olarak topluma dönük bir güvensizlik üreten ve “bu halk adam olmaz” şeklindeki sözlerle karamsarlığa kapılan yurttaşlarımıza verdiği güven ve umutla Haziran Direnişi önemli bir nirengi noktası olarak değerlendirilmelidir. Bununla birlikte ve bundan daha önemli olanı ise, bir karşı-devrim süreci olarak gördüğümüz İkinci Cumhuriyet rejimi ile birlikte ülkenin gerici dönüşümüne vurduğu darbedir.

AKP iktidarının özellikle 2007 seçimlerinden sonra attığı bütün adımlar, bir karşı-devrim süreci olarak değerlendirilmelidir. Sermaye düzeni İkinci Cumhuriyet rejimi ile yeniden tarif edilmiş, kurulan düzenin taşları baştan döşenmiştir. İkinci Cumhuriyet’in kuruluş süreci, bugün geriye dönülmez bir biçimde yaşama geçirilmektedir. Ancak, söz konusu bu rejim, ciddi bir yerleşememe sorunu yaşamaktadır. İktidar güçleri, siyasi olarak yaşadığı krizle bu yerleşememe sorununu çatışma, ölümler, emek düşmanlığı, hukuksuzluk, baskı ve otoriterleşme ile aşmaya çalışmaktadır. Haziran Direnişi, AKP tarafından ülkemize giydirilmek istenen elbisenin dar geldiğini göstermiştir. Bu yüzden Haziran Direnişi, ülkemizin siyasi tarihinde önemli bir yere sahiptir ve bugün de İkinci Cumhuriyet’e ve gerici sermaye diktatörlüğüne karşı mücadele zemini olmaya devam etmektedir.

Bu zemin güçlendirilmeli, örgütlenmeli vebunun üzerinden ilerici, bağımsızlıkçı ve emekten yana bir siyasal mücadele ayağa kaldırılmalıdır.

Tam da bu yüzden, Türkiye sosyalist hareketinin farklı bileşenlerinin ve aydınlarının öncülüğünde yola çıkan Birleşik Haziran Hareketi, yukarıda tarif etmeye çalıştığımız bir misyonla kurulmuştur. Bu misyonun bugün de önemli bir yere sahip olduğunu düşünüyor ve hakkının verilmesi için yerel meclislerden, Haziran Hareketi’nin yönetim kurullarına kadar, yeni bir atılım içine girmesi gerektiğinin bugün en acil görevlerden biri olduğuna inanıyoruz.

Bunun için ne vakit kaybedilmeli, ne de son bir yıllık pratiğin benzeri tekrar edilmelidir. Emekçilerin kurtuluşu için ve ülkemizin aydınlık geleceğinde önemli bir siyasal misyonve amaçla yola çıkmış Birleşik Haziran Hareketi geleceğini örgütlerken, yukarıda ihtiyaç olarak ortaya koyduğumuz bir yaklaşım ve çerçeve içinde kendisini yeniden yapılandırmalıdır.

Bu yaklaşım ve çerçeveye dair bir kaç başlığın altı çizilmelidir.

  • Birleşik Haziran Hareketi, “toplumsal karşılığı” bir ölçüt olarak ele alarak, belirgin bir siyasal kimliğe sahip olmalıdır. Bu siyasal kimliğin temel noktaları laiklik, bağımsızlıkçılık, anti-emperyalizm ve sermaye karşıtlığı olmalı, bu kriterler üzerinden belirgin ve tekleştirici bir siyasal program ve söylem geliştirmelidir. Bugün Birleşik Haziran Hareketi, toplumun bütününün karşısına diğer siyasi öznelerden farkını gösterecek net bir siyasal kimlikle çıkmalıdır.
  • Bu siyasal netliğin aynı zamanda, solun bağımsız siyasal hattının örülmesi açısından da büyük önem taşıdığı bilinmelidir. Birleşik Haziran Hareketi, parlamento aritmetiğinde ortaya çıkan 4 siyasi güce göre kendisini tanımlamamalı, bu açıdan 5. Güç olmak gibi bir hedefle değil, kendisini İkinci Cumhuriyet rejiminin karşısında tek alternatif olarak görmeli ve şekillenmelidir. Bu siyasal duruşun, Birleşik Haziran Hareketi’nin gerçek bir güç ve odak olmasını sağlayacağı yegâne yol olacağı açıktır. Bu yüzden Birleşik Haziran Hareketi, parlamentoda bulunan ve solda durduğu varsayılan partilerle ilişkisini bağımsız bir güç olarak ele almalı, özel olarak CHP ve HDP’yi yan yana getirecek bir misyona, amaca, niyete ve çalışma şekline sahip olmadığının altı çizilmelidir. Birleşik Haziran Hareketi, kendisini bağımsız bir odak olarak ortaya koymadan, başka siyasi güçlerden medet uman bir yaklaşımdan kesinlikle çıkmalıdır. Birleşik Haziran Hareketi ne bir tutkal, ne parlamentoda temsil edilebilmenin aracı ne de yedek bir güçtür. Birleşik Haziran Hareketi, 2013 Haziran Direnişi’nde ortaya çıkan muazzam halk ayaklanmasının temsiliyetini üstlenecek ve örgütlenmesini sağlayacak bir halk hareketi olarak kendini görmelidir.
  • Birleşik Haziran Hareketi, büyük bir umut ve olanak olarak korunmalı, büyütülmeli ve örgütlenmelidir. BHH, emekçi halkımızın geleceği, ülkemizin kurtuluşu hedefiyle gerici ve baskıcı İkinci Cumhuriyet rejiminin karşısına gerçek bir güç olarak çıkmak için renksiz, belirsiz ve ortalamacı siyasal tutumlardan uzak durmalıdır. Son bir yıllık pratiğinde dönem dönem ortaya çıkan başarılar tekrardan hatırlanmalı, gerici eğitime dönük ortaya koyduğu çıkış bir kez daha görülmeli, benzer siyasal çalışmalar içinde olmalıdır. Birleşik Haziran Hareketi’nin son bir yıllık pratiğinde dönem dönem gördüğümüz ciddi eksiklikleri olduğu da tespit edilmelidir. Tek başına bir siyasal odak olmayı etkisizleştirecek ve sadece dar sokak eylemlerine indirgenmiş bir pratiğin Birleşik Haziran Hareketi’ni “darlaştırdığı” tespiti kimse için şaşırtıcı olmamalıdır. Kitlesel ve meşru eylem çizgisi ile birlikte, siyasal olarak ortalamacı tutumlardan uzak durarak, yeni bir süreci önüne koymalıdır. Kitlesel ve meşru eylem çizgisinin temeli ise herkesin kabul edeceği üzere siyaseten net, kararlı ve halkın gündemleriyle bağ kuran bir politik çalışma olmalıdır. Ortalamacı bir siyasal duruşun, yakın dönemde Birleşik Haziran Hareketi’ni varlık sorunuyla karşı karşıya bırakacağını söylemek şaşırtıcı olmayacaktır.
  • • Önümüzdeki seçimlerde Birleşik Haziran Hareketi, kendisini örgütlemek, belli bir toplumsal zemine basmak ve devrimci bir yolun açılması için kendi bağımsız hattını temsil edeceği bir politika geliştirmelidir. Bu olmadığı taktirde Birleşik Haziran Hareketi, yukarıda ifade etmeye çalıştığımız kısırlıkla malul bir pratikten kurtulma şansına pek sahip olamayacaktır. Bu bağımsız hattın seçimler açısından doğal-mantıki sonucu bağımsız aday politikasıdır. Bu politikanın, başka siyasi güçlerle ilişkilenmekten daha gerçek, somut ve yol açıcı olduğu görülmelidir.

Türkiye’de İkinci Cumhuriyet rejimine ve sermaye diktatörlüğüne karşı büyük bir mücadelenin ve başarının nesnel olanakları vardır. Türkiye, AKP karanlığının bugün temsil ettiği İkinci Cumhuriyet rejiminden er ya da geç kurtulacaktır. Bu kurtuluşun yolunu hızlandıracak Birleşik Haziran Hareketi’nin sosyalist mücadele içinde önemli bir yeri bulunmaktadır.

BHH, devrimci ve sosyalist mücadelemizi ileriye taşıyacak olanakları heba etmemeli ve emekçi halkımız için yaratmış olduğu umudu boşa çıkarmamalıdır.

BHH ancak ve ancak bir bağımsız hat ve pratik ile sarayları yıkacak, halkın örgütlü gücünü gösterecek, karanlığa boyun eğmeyecek, emperyalizme kafa tutacak, patronlara işçinin yumruğunu gösterecek bir güce sahip olabilir.

To Top