
Suudi askerlerinin Yemen’de aldığı yenilgi sonrası, Pakistan Savunma Bakanı’nın Mekke Antlaşması’nın gereğinin yapılmasını hatırlatarak Pakistan ve Türkiye’ye askeri müdahalede bulunma çağrısı yapmasının ardından, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da bu çağrıya “Suudi Arabistan’ın toprak bütünlüğüne, egemenliğine çok ciddi saldırılar olduğunu görüyoruz. Bizim anlaşmamızda da müttefiklik anlaşması var, sözümüzün eriyiz. Bu konuda bir dayanışma içerisindeyiz” sözleriyle destek vermesi ülkemizi Ortadoğu’da savaşa sürükleyecek tehlikeli adımlardır.
Açıktır ki Ortadoğu’da ABD-İsrail ittifakının çıkarları için Türk askeri savaşa sürüklenmek istenmektedir.
Bu savaş siyaseti reddedilmelidir!
Yemen’de Husiler değil Suudi Arabistan saldırgan ve işgalci konumdadır. Yemen’de halk desteği ile iktidara gelen Husiler’in kendi topraklarını işgalci Suudi ordusuna karşı korumaları meşrudur!
Suudi Arabistan, Yemen’in içişlerine müdahale etmeyi bırakmalı, Yemen topraklarından çıkmalıdır. Saldırgan taraf Suudi Arabistan iken Fidan’ın olayları tersyüz ederek Suudi Arabistan’ı mazlum ilan etmesi ise takdire şayandır. Husiler tarafından yalanlanmasına rağmen sürdürülen “Mekke’ye saldırı” söylemi ise savaşın psikolojik zeminini döşemek gayretinden başka bir şey değildir.
Türkiye işgalci ve saldırgan bir ülkeyi destekleyemez. Yemen halkıyla ülkemizin karşı karşıya gelmesine izin verilemez.
Suudi parasına muhtaç olan Pakistan’ın Suud krallığına verdiği askeri desteğin bir benzerinin AKP iktidarı tarafından yerine getirilmek istenmesi ise herkes tarafından düşünülmelidir. Kaşıkçı cinayeti olarak bilinen ve İstanbul’da kendi elçiliğinde bir vatandaşını öldüren bir krallıkla bugün askeri ittifak içinde olmak ise ilkesiz dış siyaset örneği olarak karşımızdadır.
İmzalanan Mekke Antlaşması’nın ülkemizin çıkarlarıyla uzaktan yakından ilgisi olmadığı bir kez daha görülmüştür. Mekke Antlaşması’ndan derhal çıkılmalı, her türlü savaş yanlısı siyasete ve dış politikaya son verilmelidir.