
Suudi Arabistan tarafından yapılan açıklamayla Riyad liderliğinde ve 13 ülkenin katılımıyla deniz savunma koalisyonu kurulduğu duyuruldu. Ülkemizin de içinde yer aldığı böylesi bir koalisyonun kurulmasının gerekçesi olarak söylenen ise Kızıldeniz, Bâbülmendep Boğazı ve Aden Körfezi bölgelerinde deniz ulaşım güvenliğini sağlamak.
Mesele açıktır: Böylesi bir koalisyonun kurulması, emperyalist ABD ile Siyonist İsrail’in İran’a karşı başlattığı haksız ve hukuksuz savaşa destek olmak anlamına gelmektedir. Hürmüz Boğazı’nın kontrolünü elinde tutan İran karşısında hedefine ulaşamayan ABD-İsrail ittifakı, şimdi Kızıldeniz’de Yemen’e karşı bölge ülkelerini de savaşa katmak istemektedir.
Bu savaş bizim savaşımız değildir.
Bu savaş, emperyalist ABD’nin ve Siyonist İsrail’in haksız ve hukuksuz savaşıdır. Bu savaşta ülkemizin yeri emperyalistlerin ve Siyonist katillerin yanı olamaz.
Türkiye emperyalist ABD’nin ve Siyonist İsrail’in güvenliğini sağlamak zorunda değildir.
Türk ordusu, ABD ve İsrail’in çıkarlarının bekçisi olamaz!
İşbirlikçi Arap emirliklerinin, emperyalistlerin uşaklığını yaparken aynı zamanda Filistin’i işgal eden İsrail’le normalleşme adımları attığını biliyoruz. Gazze işgalinin ve katliamının ortağı olanların, bugün topraklarını ABD üslerine açarak İran’a yönelik haydutluğun da ortakları olduğunu göstermişlerdir. İşbirlikçi emirliklerin peşinden giderek Kızıldeniz’de petrol tankerlerinin geçiş güvenliği adına İran savaşının haksız tarafının yanında durmak ülkemizin çıkarlarına değil ABD’nin ve İsrail’in çıkarlarına hizmet anlamına gelecektir.
Ortadoğu’da barışın ve istikrarın yolu emperyalist ABD’nin ve işgalci İsrail’in karşısında bölge ülkelerinin anti-emperyalist iş birliğinden geçmektedir.