
Çözüm süreci ya da terörsüz Türkiye kodlamasıyla kamuoyu tarafından bilinen süreç, Meclis’e sunulan çerçeve yasayla birlikte yeni bir aşamaya gelmiştir. Aslında Meclis’te kurulan komisyon tarafından yürütülmesi beklenen “yasal çerçevenin” bırakın kamuoyunu, komisyondan bile kaçırılarak hazırlanması çerçeve yasanın üzerine gölge düşüren, bir oldu bitti anlamına gelmektedir.
Bu belge, Meclis’te milletvekilleri tarafından hazırlanan bir metin değil, AKP-MHP bloku ile PKK arasındaki pazarlığın bir ürünü olarak ortaya çıkmış, Meclis’e dayatılmıştır. Bu gelişme ile birlikte, tek adam rejiminde Meclis’in sadece tasdik kurumuna indirgendiği teyit edilmiştir. TBMM’nin işlevsiz bir kuruma dönüştürülmesi sonucunda TBMM’nin AKP eliyle kurulan tek adam rejiminde hiçbir işlevi olmadığı yeniden görülmüştür.
“Çözüm süreci”nin uzunca süredir bekletilmesinin arka planında “önce yasa ya da önce silah bırakma” pazarlığı olduğu bilinmektedir. Bu pazarlık üzerinden ortaya çıkan belgenin ortalama bir “anlaşmayla” bugün Meclis’in önüne getirilmiş olması ne Kürt sorununun çözümüne, ne de ülkenin demokratikleşmesine bir katkısının olmadığını göstermektedir. Muhalif bütün kesimlere yönelik baskı ve tutuklama furyası devam ederken, böylesi bir metnin AKP-MHP iktidarının iç siyasette yaşadığı sıkışmayı aşmanın bir yolu olarak görüldüğü yakın zamanda fark edilecektir.
Genel olarak bu sürecin ülkenin demokratikleşmesiyle uzaktan yakından ilgisi olmadığını bir kez daha belirtmek isteriz. Gerici-faşist AKP-MHP iktidarından ve yarattıkları bu suç rejiminden Kürt sorununun çözümünü ve buradan da ülkenin demokratikleşmesini beklemek hayaldir. Talana, ranta ve sömürüye dayanan bu gerici mafya-patron-tarikat rejiminin, kime ve nasıl bir demokrasi getireceğinin yanıtı yoktur. Bugün Kürt sorununda çözüm diye sunulan temel nokta, Tayyip Erdoğan’ın yeniden başkan seçtirilmesi ve yeni anayasanın geçmesi için araçsallaştırılan bir konu olmaktan öte anlam taşımamaktadır.
Komünistler olarak Kürt sorununda çözümün yanında olduğumuzu, bu sorunu sınıfsal bir eşitlik sorunu olarak gördüğümüzü, Türkiye’nin demokratikleşmesinin yolunun da Amerikancı, emek düşmanı, gerici tek adam rejiminden, sermaye sınıfından, kurtulmak olduğunu bir kez daha ilan ederiz. Komünistler terörün karşısındadır, bugün silah bırakılmasının da karşısında yer almadığımız gibi, bu pazarlığın AKP-MHP iktidarını ve Ortadoğu’daki “Amerikan barışı”nı desteklemenin doğal bir sonucu olarak başta Kürt emekçileri olmak üzere ülkenin ilerici birikimine dayatılmasını doğru bulmuyoruz.
Kürt sorununda çözümün yolu tek adam rejiminin ömrünü uzatmaktan ve gerici bir rejimin anayasasını oylamaktan geçmeyecektir. Sınıfsal bir sorun olan Kürt sorununun çözümü emekçilerin sosyalist, laik ve bağımsız cumhuriyeti için verilecek mücadelenin konusudur.
Türkiye Komünist Hareketi Merkez Komitesi