TKH’den Yusuf Tekin hakkında suç duyurusu

TKH’den Yusuf Tekin hakkında suç duyurusu

TKH Basın Bürosu Yazar: TKH Basın Bürosu -Şub 25, 2026 0 Views

Türkiye Komünist Hareketi (TKH) Milli Eğitim Bakanlığı’nın, okullarda düzenlediği “Maarifin Kalbinde Ramazan” adlı ayrımcı etkinliğe ilişkin Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ve ilgili görevliler hakkında suç duyurusunda bulundu. TKH Genel Başkanı Aysel Tekerek tarafından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Millî Eğitim Bakanlığı Temel Eğitim Genel Müdürü ve Başsavcılıkça tespit edilecek Millî Eğitim Bakanlığı Kamu Görevlileri hakkında yapılan suç duyurusunda, Yusuf Tekin’in fiillerinin açıkça ‘Anayasayı İhlal Suçu’nu doğurmakta olduğu belirtildi.

Suç duyurusunda “Göreve geldiği günden bugüne eylemli şekilde söz konusu ilklere aykırı şekilde görevini kötüye kullanan ve Anayasa’da güvence altına alınmış ve Cumhuriyet’in niteliklerine karşı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya karşı yine aynı Anayasa’dan aldığı kamu gücünü kullanan hakkında suç duyurusunda bulunulması gerekmiştir.” denildi.

Yusuf Tekin’in kamu gücünü kötüye kullandığı belirtildiği suç duyurusunda şu ifadeler yer aldı:

“Yusuf Tekin hem kamu gücünü kötüye kullanarak eğitim kurumlarında yarattığı durum ile kamuoyuna yönelik verdiği demeçler ile yaptığı tüm paylaşımlar ile Halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik etmekte ve açıkça Halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılamaktadır. Herkesin İslam dinine bağlı olması ve laiklik ilkesinin gereklerinin hiç var olmasını savunmaktadır. Bu haliyle de açıkça halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama gündeme gelmektedir.”

Suç duyurusunun devamında şunlar belirtildi:

Söz konusu düzenlemeler yalnızca hukuki değil, toplumsal sonuçlar bakımından da sakıncalıdır. Kamusal eğitim alanının dini referanslarla şekillendirilmesi, çoğulcu demokratik yapıyı zedelemekte ve farklı inanç grupları bakımından güvensizlik ortamı yaratmaktadır. Devletin birleştirici rolü yerine ayrıştırıcı bir pratik ortaya çıkmaktadır. 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu’nun öngördüğü eğitimde birlik ve eşitlik ilkesi, tüm öğrencilerin farklılıklarına rağmen aynı hukuki güvence altında eğitim görmesini gerektirir. Eğitim programı içinde belirli bir dini pratiğe kurumsal yer açılması, bu birliği zedeleyebilecek niteliktedir. Dolayısıyla mesele, soyut bir değer aktarımı değil; kamu gücüyle organize edilen sistematik bir uygulamadır.

Yürütme yetkisi, anayasal düzeni aşacak biçimde kullanılamaz. Devlet organlarının tüm işlem ve eylemleri, laiklik ve hukuk devleti ilkeleriyle sınırlıdır. Aksi yöndeki uygulamalar, yalnızca idari tasarruf niteliğinde kalmayıp anayasal düzeni zedeleyen sonuçlar doğurur. Özellikle laiklik ilkesini ortadan kaldırmaya yönelik idari pratikler Cumhuriyetin temel ilkelerini ortadan kaldırmaya teşebbüs niteliğindedir. Bu nedenle, yukarıda belirtilen suçları işlediği sabit olan şüphelinin Cumhuriyet Başsavcılığınca tespit edilecek suçlar diğer suçlar nezdinde de soruşturmayı ve kovuşturmayı gerekmektedir.”

Paylaş

İlgili Yazılar